23.10.2026 Cuma Hutbesi-KALPLERİN MÜHÜRLENMESİ VE REHBERLİK

1.HUTBE
Elhamdülillah Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh.
Tanıklık ederiz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir ortağı yoktur.
Değerli Kardeşlerim,
Kuran’ı anlayan ve anlatmaya çalışan, Rabbimizin yüceliğini duyurmak için her an, her ortamda mücadele ediyoruz. Bazen üzülüyoruz, bazen sinirleniyoruz, bazen kendi kendimizi yetersiz bile hissediyoruz.
Oysa Rabbimiz Kur’an’da tamamen rehberliğin kendisinden olduğunu ve sabırla ona adım atmaya devam edip istedikçe bunların olacağını bize vurgular:
Sadece Tanrı Rehberlik Eder
(28:56) Sen sevdiğin kişilere rehberlik edemezsin. İradesine uygun olarak rehberlik eden ve Kendi bilgisine göre rehberliği hak edenlere rehberlik eden sadece TANRI’dır.
(21:37) İnsanoğlu doğası gereği sabırsızdır. Ben kaçınılmaz surette size işaretlerimi göstereceğim; bu kadar acele etmeyin.
Peki neden her türlü kanıtlarımıza, doğru argümanlarımıza rağmen sesimizi ve mesajımızı duyuramıyoruz? Rabbimiz rastgele mi mesajı anlayabilecek insanları seçiyor? Bu konuyla ilgili cevabı yine Kur’an bize açıklar:
La İlahe İlla Allah: İlk Buyruk
(47:19) Şunu bilmelisin ki: “TANRI’nın yanında başka tanrı yoktur”* ve hem kendi günahların için hem de tüm inanan erkek ve kadınların günahları için bağışlanma dile. TANRI, kararlarınızın ve nihai kaderinizin tamamen farkındadır.
MÜHÜRLENME SÜRECİ
Kalplerin mühürlenmesi ve muhatabın ayetleri/mesajı anlamamasının nedenleri ayetlerle incelendiğinde, bunun bir süreç olduğu ve insanın tercihlerinin bir sonucu olduğu çok net görülür.
- İnkârcılık Alışkanlığı (Kâfirlik)
Bir gerçeği inkâr eden, Kur’an bağlamında küfürde olan yani kâfirlerdir. Kur’an ayetleri de Allah’ın bize sunduğu gerçeklerdir. Gerek hayatımızda tanıdık olduğumuz gerçeklikleri görmezsek ya da o gerçekler varken o gerçeklere rağmen bir hayat sürersek bu durum bizi bu sürece sokar:
(2:6) İnkâr edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için aynıdır, onlar inanamazlar.
(2:7) TANRI onların zihinlerini ve işitmelerini mühürler ve onların gözleri perdelidir. Onlar şiddetli azabı üzerlerine çektiler.
- Tanrı’ya İnanmak Fakat Elçiyle Hareket Etmemek
Elçiler Allah’ın bize rahmetidir. Onlara kayıtsız kalmak bizi kalplerimizin mühürlenme sürecine sokar. Elçilerin ise bir mesajı vardır ve yalnızca tek olan Allah’a yönlendirmek için mücadele ederler; biz de bu mücadelede olmalıyız:
(9:86) Ne zaman “TANRI’ya inanın ve elçisi ile birlikte çaba gösterin” diyen bir sure inse, aralarından güçlü olanlar bile şunu derler, “Bırak geride kalalım!”
(9:87) Onlar, yerinden kımıldamayanlarla birlikte olmayı seçtiler. Sonuç olarak, onların kalpleri mühürlendi ve bu yüzden onlar idrak edemiyorlar.
- Haddi Aşmak
Herhangi bir konuda aşırıya gitmek bizi haddi aşanlar sınıfına sokar ve bu da kalplerin mühürlenme sürecine götürür. Sınırların dışındaki tüm sorumluluk ve davranışlar haddin aşılmasıdır. Aşırı özgüven, aşırı düşüncesizlik, aşırı tepki, aşırı vurdumduymazlık gibi tüm davranışlar bu tanıma girer:
İnsanlar Asli Günahlarında Israr Ediyor
(10:74) Sonra, onun ardından kendi halklarına elçiler gönderdik ve onlara apaçık kanıtlar gösterdiler. Fakat onlar geçmişte reddetmiş olduklarına inanacak değillerdi. Biz haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
- Egosunu İlah Edinmek
Dünyada sayısız şeytan tuzakları ile karşı karşıya gelmemize sebep olan günah egodur. Çevremizde gördüğümüz birçok insanın hatalarının altında ego yatmaktadır. Birilerinin beğenisi için çalışan, kendini diğer kullardan üstün tutan ve bunun için her türlü davranışı sergileyen insanların da kalpleri mühürlenir:
Putperestliğin Yaygın Formu: Bir tanrı Olarak Ego
(45:23) Tanrısı kendi egosu olana dikkat ettin mi? Sonuç olarak, TANRI onu bilgi birikimine rağmen saptırır, onun işitmesini ve zihnini mühürler ve gözlerinin üstüne bir perde yerleştirir. TANRI tarafından verilen böyle bir karardan sonra ona kim rehberlik edebilir? Dikkate almaz mısınız?
- İnançtan Sonra İnkâr Etmek
En tehlikeli durumlardan biridir. Kesinliğe ulaşıp şeytan vesveseleri ile mesajdan kopmak ve uzaklaşmak, tamamen kalplerin mühürlenmesine sebep olur. Kardeşlerim, çok sağlam bir duruş içinde olup Allah’ın ipine sımsıkı sarılmalıyız:
(63:3) Bunun nedeni onların inanıp sonra da inkâr etmeleridir. Bunun sonucu olarak zihinleri bloke edilmiştir; onlar anlamazlar.
- Mucizeye Tanık Olup Alay Etmek
Kur’an’da mucizelerle ve elçilerle her zaman alay edilmesi, zulüm ve baskı gibi durumlar klasik bir insan davranışıdır. Mucizeye tanık olup sırf onun yükleyeceği sorumluluktan kaçmak, insanı kalp mühürlenme sürecine götürür:
(82:12) Yaptığınız her şeyi kaydederler.
(82:13) Şüphesiz, takva sahipleri saadeti hak etmişlerdir.
(82:14) Kötüler ise Cehennemi hak etmişlerdir.
- Öncelikler ve Seçimler
Hayatındaki tüm hedefi öncelikle dünya olanlar da bu sürece mukadder olanlardır:
(16:1) TANRI’nın emri zaten verilmiştir (ve her şey zaten yazılmıştır), öyleyse acele etmeyin.*O’na yücelik olsun; Yüceler Yücesi, oluşturdukları herhangi bir putun çok ötesinde.
Zihnin Sürekli Bu Hayatla Meşgul Olması
Tanrı’dan Sürülmeye Yol Açar
(16:107) Bunun nedeni, Ahiret yerine bu hayata öncelik vermeleridir ve TANRI böyle inkârcı insanlara rehberlik etmez.
Unutmayalım ki bir insanın doğruyu anlatması, karşısındaki kişinin mutlaka kabul edeceği anlamına gelmez. Aynı şekilde bir insanın bizim anlattıklarımızı kabul etmemesi de bizim başarısız olduğumuzu göstermez. Bazen en güzel söz bile karşılık bulmayabilir; bazen de hiç beklemediğimiz bir insan, yıllar sonra hakikati fark edebilir.
Kardeşlerim, bizim görevimiz kalpleri açmak değil, hakikati açıkça ortaya koymaktır. Kalpleri bilen Allah’tır. Bize düşen; kibirden uzak durmak, kendi eksiklerimizi sorgulamak, güzel sözden ayrılmamak ve Allah’ın rehberliğine güvenerek doğru bildiğimiz yolda sabırla yürümektir.
Rabbimiz bizi hakikati duyduğu hâlde ondan yüz çevirenlerden değil, hakikati işiten, üzerinde düşünen ve hayatına taşıyan kullarından eylesin.
Kalplerimizi kibirden, inattan, gösterişten ve haksızlıktan korusun. Bize hem doğruyu görmeyi hem de gördüğümüz doğruya uygun yaşamayı nasip etsin.
Tuubu illa Allâh. Tanrıya tövbe edelim.
- HUTBE: KURAN İLE BAŞLAYAN REHBERLİK VE HİDAYET
Elhamdülillah Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh.
Tanıklık ederiz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir ortağı yoktur.
Değerli Kardeşlerim,
Farkında olmamız gereken şey, tamamen rehberliğin Allah tarafından olduğudur. Biz Rabbimizin rızasıyla, O’nun hoşnutluğunu kazanarak, O’nun emir ve buyruklarını izleyerek ancak ve ancak bu sınavı kazanabiliriz. Geleneksel mezhepçilikte sürekli kampanya yapan, insan uydurması günlerde bonus dağıtan bir Allah olmadığı bilgisine, Rabbimize övgüler olsun ki ulaşmış bulunuyoruz.
Kur’an’ı elimize aldığımızda ilk sure olan El-Fâtiha’da Rabbimize bir dua ile başlıyoruz:
(1:6) Bize doğru yolda rehberlik et;
Bizim 1. surede ettiğimiz bu duaya Rabbimiz, hemen 2. suresinin 2. ayetinden başlayarak cevap veriyor:
(1:2) Övgüler olsun kâinatın Rabbi olan TANRI’ya.
(1:3) En Lütufkâr, En Merhametli.
(1:4) Yargı Günü’nün Efendisi.
(1:5) Yalnız Sana taparız. Yalnız Senden yardım isteriz.
İşte tam teslimiyetle, Allah’a güvenle başlayan bu yolculuğu samimiyetle sürdürmekten başka çaremiz veya kurtuluşumuz yoktur.
İşte rehberliğin başlangıcı; elimizdeki Kur’an’ın hatasız olduğuna ve bizim için Rabbimizin işareti olduğuna olan derin inancımız olmalıdır. Tam anlamıyla bunu sağlayanlar, yollarını Kur’an ışığıyla aydınlatanlar Rabbimiz tarafından rehberlik edilecektir; bu bize verilen bir sözdür.
Kur’an bize bu rehberliğin Allah’tan olduğunu, dileyenin ve dilediğinin rehberlik edileceğini bir çok ayette bize hatırlatır. Aşağıda bir kaçına örnek olması için:
Felaket Getiren Kıskançlık
(2:213) TANRI, peygamberleri müjdeciler olmanın yanı sıra uyarıcılar olarak gönderdiğinde, insanlar eskiden tek bir topluluktu. Anlaşmazlıklarında insanlar arasında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçeği taşıyan kutsal yazıları da indirdi. İroniktir ki, kutsal yazı almış olanlar, kendilerine apaçık kanıtlar verilmesine rağmen her yeni kutsal yazıyı reddeden kişilerdi. Bu, onlardaki kıskançlıktan kaynaklanmaktadır. TANRI, Kendi iradesine uygun olarak, inananları diğerlerinin tümü tarafından anlaşmazlığa düşülen gerçeğe yönlendirir. TANRI, irade edene dosdoğru bir yolda rehberlik eder.*
(24:46) Biz sana açıklığa kavuşturucu vahiyler indirdik, sonra TANRI, her kim irade ederse ona dosdoğru bir yolda rehberlik eder.
Kuranî Bilgi İnsanlığın Katettiği Mesafenin Çok İlerisinde*
(6:125) TANRI kime rehberlik etmeyi irade ederse, onun göğsünü Teslimiyet’e tamamen açık hale getirir. Ve O kimi saptırmayı irade ederse, onun göğsünü de tıpkı gökyüzüne doğru tırmanan kimse gibi daralmış ve sıkışmış kılar.* TANRI böylelikle, inanmayı reddedenlerin üzerine bir lanet yerleştirir.
(81:28) Dosdoğru gitmeyi dileyen kimseler için.
(81:29) Ne irade ediyorsanız edin kâinatın Rabbi olan TANRI’nın iradesine göredir.
İşte rehberliğin tamamen Allah’a ait olduğunu bize anlatan ayetlerden birkaçı… Eğer Rabbimizin rehberliği olmazsa bu sınavı kazanmamız mümkün değildir. Sürekli Rabbimizden hemen hemen her konuda rehberlik için dua etmeliyiz.
Kardeşlerim, yine Kur’an bunu cennetliklerin bir sözüyle daha da netleştirir:
Tanrı’nın Lütfuyla
(7:43) Biz onların kalplerinden tüm kıskançlıkları kaldıracağız. Altlarından ırmaklar akacak ve şöyle diyecekler, “Bize rehberlik ettiği için TANRI’ya övgüler olsun. TANRI bize rehberlik etmiş olmasaydı, rehberlik edilmemiz mümkün olamazdı. Rabbimizin elçileri doğruyu getirdiler.” Onlara şöyle seslenilecek: “Bu sizin Cennetinizdir. İşlerinize karşılık olarak onu miras aldınız.” İşte cennet ehli, dikkat ederseniz bu ayette “Biz hak ettik” dememektedir. Bu durum bile konunun ne kadar Rabbimizin rehberliği doğrultusunda olduğunu açıkça anlatır.
Kardeşlerim,
Tüm bu ayetler bize göstermektedir ki; ne bilgimiz, ne zekamız, ne de kendi çabamız Allah’ın rehberliği olmaksızın bizi kurtuluşa ulaştıramaz. Cennete girenlerin bile ilk sözü kendi amellerini övmek değil, “Allah bize rehberlik etmeseydi biz asla doğru yolu bulamazdık” diyerek şükretmektir.
O halde bize düşen; kendi hevalarımızı, insan uydurması gelenekleri ve egolarımızı bir kenara bırakarak tek kaynak olan Kur’an’ın rehberliğine samimiyetle teslim olmaktır. Her an ve her adımda Rabbimizden bizleri dosdoğru yolda tutmasını dilemeli, elimizdeki kitabın ışığıyla yolumuzu aydınlatmalıyız.
Rabbimiz, Fâtiha Suresi’nde yaptığımız “Bize doğru yolda rehberlik et” duasını hayatımızın her anında kabul buyursun; bizleri Kur’an’ın rehberliğinde ve Kendi lütfuyla bu yolda daim kılsın
Eqimus salat: namaz kılalım.
HUTBE: MUSTAFA
Son yorumlar