03.07.2026 – Cuma Hutbesi – “Öf” Bile Demek Yasak: Anne ve Babanın Dokunulmaz Hakkı

Elhamdülillah. Tanrı’ya övgüler olsun
Eşhedü en la ilahe illaAllah, vahdehu la şerike leh.
(Tanıklık ederiz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur O tektir ortağı yoktur.)
Kardeşlerim,
Bu hutbemizde anne ve babanın Kur’an ve diğer kutsal kitaplar açısından taşıdığı o eşsiz ve tartışılmaz önemi konuşmak istiyorum. Çevremdeki gözlemlerime göre Rabbimizin hakkında açık ayetler indirdiği bu hayati meseleye maalesef gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Oysa Tanrı’nın kitabında, anne ve babaya karşı tutum, O’na kulluktan hemen sonra gelen en büyük emirdir.
Yüce Rabbimiz İsrailoğulları Suresi 23. ve 24. ayetlerinde şöyle buyurur:
(17:23) Rabbin, Kendisinden başkasına tapmamanızı ve ana babanıza hürmet gösterilmesini hükme bağladı. Onlardan biri ya da her ikisi sağ oldukları sürece onlara asla “Öf” deme (en ufak bir rahatsızlık belirtisi), onlara bağırma da; onlara dostça davran.
(17:24) Ve onlar için alçak gönüllülük ve şefkat kanatlarını indir ve de ki, “Rabbim, onlara merhamet et çünkü onlar beni bebekliğimden itibaren büyüttüler.”
Bu ayetler o kadar açık ve kesindir ki, hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmaz. Tanrı, “öf” kelimesini bile yasaklarken, bizlerin anne babamıza karşı ne denli dikkatli ve duyarlı olmamız gerektiğini vurgulamaktadır. Peki ya bugün etrafımıza baktığımızda ne görüyoruz? Yaşlı bakım evlerine terk edilmiş anneler, babalar; telefonla aranmayı bekleyen, günlerce sesini duymadığı çocukları için gözyaşı döken ihtiyarlar…
Ne acıdır ki bazı insanlar, dünyalık uğraşlarını, kariyer hedeflerini, hatta eşlerinin veya arkadaşlarının sözlerini, Tanrı’nın bu kesin emrinin önüne koymaktadır. Oysa Kur’an, anne ve babaya iyiliği, Tanrı’ya kullukla aynı cümlede zikreder.
Lokman suresi 14. ayette Rabbimiz bu konuyu daha da derinleştirir:
İkinci Buyruk
(31:14) Biz insana ana babasına hürmet göstermesini tembih ettik. Annesi onu taşır ve yük ağırlaştıkça ağırlaşır. Sütten kesilinceye kadar (yoğun bir şekilde bakımı) iki yıl sürer. Bana ve ana babana minnettar ol. Nihai varışınız Banadır.
Bu ayet bize annelerimizin bizim için çektiği zorlukları, dokuz ay boyunca bedenlerini nasıl bir emanet gibi taşıdıklarını hatırlatır. Bir annenin çocuğu için yaptığı fedakarlığın hiçbir dünyalık karşılığı yoktur.
Sadece Kur’an değil, önceki kutsal kitaplar da anne ve babaya saygıyı en temel buyruklardan biri olarak emreder. Tevrat’ta: “Annene ve babana saygı göster ki, Tanrın RAB’bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun.” (Mısırdan Çıkış 20:12) İncil’de ise: “Çocuklar, Rab’bebağlı olarak ana-babanızın sözünü dinleyin, çünkü bu doğrudur.” (Efesliler 6:1-3)
Tüm ilahi mesajlarda anne ve babaya saygı, Tanrı’nın değişmez, ezeli kanunudur. Anne ve babanın hangi dinden, hangi mezhepten olduğu asla önemli değildir. Onların bizim üzerimizdeki hakkı, tüm bu yapay ayrımların çok ötesindedir.
Ancak hassas bir noktayı da açıklığa kavuşturalım. Anne ve babaya saygı, onların Tanrı’ya ortak koşmalarına ortak olmamızı gerektirmez. Rabbimiz Lokman suresi 15. ayette buyurur:
(31:15) Eğer onlar Benim yanıma herhangi bir put yerleştirmen için seni zorlarlarsa onlara itaat etme. Fakat onlara bu dünyada iyi ve saygılı davranmaya devam et.
Yani anne ve babamız bizi şirk koşmaya zorlarsa, onlara itaat etmeyiz, ama yine de onlarla iyi geçiniriz, onları incitmeyiz.
Peki yaşlanan anne babalarımıza karşı nasıl davranmalıyız?
Birincisi: Onlara “öf” bile demeyeceksin.
İkincisi: Onları azarlamayacaksın.
Üçüncüsü: Onlara güzel söz söyleyeceksin.
Dördüncüsü: Onlara merhametle kanatlarını indireceksin.
Bugün toplum olarak en büyük yanılgımız, anne ve babayı sadece maddi olarak doyurup giydirmeyi yeterli görmektir. Oysa onların manevi ilgiye, sevgiye, bir kucaklaşmaya ihtiyaçları vardır. Onların gözü kapının aralığında sizi arar. Onların gönlü, çocuklarının bir hatır sormasıyla esenliğe kavuşur.
Rabbim hepimize anne ve babamıza karşı sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirmeyi nasip etsin.
Bize bilgelik bahşeden Alemlerin Rabbine Yücelik olsun.
Tuubu ila Allah. (Tanrı’ya tövbe edelim)
İkinci Hutbe
Elhamdülillah. (Tanrı’ya övgüler olsun)
Eşhedü en la ilahe illaAllah, vahdehu la şerike leh.
(Tanıklık ederiz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur O tektir ortağı yoktur.)
Kardeşlerim,
İlk hutbemizde Tanrı’nın anne ve babaya karşı “öf” bile demeyi yasaklayan o kesin emrini konuştuk. Peki bu emre uymamanın sonuçları ne olur? Bugün bunu konuşacağız.
Yüce Rabbimiz Beni İsrail suresi 23. ayette buyurduğu gibi, anne ve babaya hürmet, O’na kulluktan hemen sonra gelen en büyük emirdir. Bu, Tanrı’nın krallığına girişin temel şartıdır. Bu emri çiğneyenler, farkında olmadan kendilerini o krallığın dışına iterler.
Anne ve babaya karşı gelmek, sadece bir saygısızlık değil, aynı zamanda manevi korumanın da kaybedilmesidir. Bu bir emirdir ve Tanrı’nın emirlerinden herhangi birini bilerek veya bilmeyerek onun krallığından çıkmamıza neden olur. Bundan dolayıdır ki Kur’an sürekli bağışlanma dilememizi ve tövbe etmemizi söyler. Bundan dolayıdır ki Tanrı’nın koruyucu melekleri, anne ve babasına hürmet edenlerin üzerinde kanatlarını gerer. Onları görünmez tehlikelerden korur, hayatlarına bereket ve esenlik indirir. Ama bu emre isyan edenler, o koruyucu kanatların altından çıkar ve hayatlarında peş peşe olumsuzluklar baş gösterir.
Etrafınıza bakın kardeşlerim. Anne ve babasına karşı gelip onları incitenlerin hayatlarına ne olur? İşleri yolunda gitmez, evlatları başlarına bela olur, sağlıkları bozulur, huzurları kaçar. Bu tesadüf müdür? Asla. Bu, Tanrı’nın koyduğu evrensel yasanın bir sonucudur. Çünkü anne ve babanın kalbinden çıkan bir ah, evladın hayatında fırtınalar koparır.
Yine Lokman suresi 14. ayette geçen şu ifade çok çarpıcıdır:
“Bana ve ana babana minnettar ol. Nihai varışınız Banadır.”
Yani anne ve babaya şükretmek, Tanrı’ya şükretmekle yan yanadır. Kim onlara şükrederse, Tanrı’ya şükretmiş olur. Kim onları incitirse, sanki Tanrı’yı incitmiş gibi olur. Bu ne kadar büyük bir sorumluluktur!
Bazı insanlar der ki: “Ben annemi babamı severim, onlara bakarım.” Ama sevgi, sadece sözde kalmamalıdır. Onların kalbini kırmamak, onlara karşı sabırlı olmak, yaşlandıklarında onların zorluklarına tahammül etmek de sevginin bir parçasıdır. Unutmayın, siz de bir gün yaşlanacaksınız. Gözünüzden sakınarak büyüttüğünüz yavrunuz size aynı bu şekilde davransa ne hissederdiniz ? İşte onlar da aynen öyle hissediyorlar..
Kardeşlerim, hayatımızda olumsuzluklar yaşıyorsak ne yapmalıyız? Hemen tövbe etmeli ve anne babamıza yönelmeliyiz. Onlardan helallik istemeli, gönüllerini almalı, dualarını kazanmak için çaba göstermeliyiz.
Unutmayın, anne ve babanın rızası, Tanrı’nın rızasına; onların gazabı da Tanrı’nın gazabına vesiledir. Onlar hayattayken bu fırsatı değerlendirmeyenler, gittiklerinde ardından ağlamanın faydası yoktur. Pişmanlık, iş işten geçtikten sonra fayda etmez.
Rabbim hepimize anne ve babamızın gönlünü almayı, onların dualarını kazanmayı nasip etsin. Rabbimiz bizleri krallığına kabul etsin, kanatları altında muhafaza etsin. Hayatlarımızı bereketlendirsin ve bizleri affına layık olan kullarından eylesin.
Ekimus salat. (Namaz kılalım)
Hutbe: Emre
Son yorumlar