27.03.2026 – Cuma Hutbesi – Kardeşini Yargılamak

1.Kısım
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Başımıza sıkıntı geldiğinde veya bir başkasının başına sıkıntı geldiğinde ne düşünüyoruz? Bugün Tanrı’nın bilgeliği ve adaleti üzerine düşünelim.
Kuran’da Eyüp, detaylı bir şekilde anlatılmaz fakat Tevrat’ta Eyüp adında ayrı bir kitap bulunur. Tevrat’taki anlatı Kuran ile çok büyük ölçüde benzerdir fakat bazı farklı gözüken yerleri göz ardı etmemek gerekir. Şimdi Eyüp’ün hikayesini Eski Ahit’e göre kısaca anlatalım:
Eyüp adında bir kişi Uz vadisi denilen bir yerde yaşar. Eyüp ismi İbranicede “İyyov” diye geçer ve isyankar anlamına geldiği söylenir. Arapçada ise “Ayyub” denir ve sabırlı anlamına geldiği söylenir -arada bir farklılık söz konusudur-. Kendisi Doğunun en zengin insanıdır ve kusursuz bir yaşam sürer. Tanrı bir gün Şeytana kulu Eyüp’ü sorar ve yeryüzünde onun gibisinin olmadığını söyler. Şeytan da bunun üzerine Eyüp’ün sahip olduğu geniş imkanları ve her açıdan nimetlendirilmiş birisi olduğu için böyle olduğunu söyler ve Tanrı’nın kendisinden bunları alırsa kendisine karşı isyan edeceğini söyler. Tanrı da bunun üzerine “Sahip olduğu her şeyi senin eline bırakıyorum, yalnız kendisine dokunma.” der. Daha sonra Eyüp tüm servetini ve ailesini yani 11.000 hayvanını ve 10 evladını kaybeder fakat Eyüp, Şeytan’ın dediği gibi isyan etmez. Aksine şunları söyler: “Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. RAB verdi, RAB aldı, RAB’bin adına övgüler olsun!”
Bununla yetinmeyen Şeytan tekrardan Tanrı’nın yanına gider ve sağlığına sıkıntı gelmediği için isyan etmediği söyler ve sağlığı için izin ister ve istediği izin verilir: “Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.” denir. Sonrasında tüm bedeninde çıbanlar çıkmaya başlar. Eyüp’ün doğruluğuna karşın eşi şöyle söyler: “Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun? Tanrı’ya söv de öl bari!”. Buna karşı Eyüp şunları söyler: “Nasıl olur? Tanrı’dan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?”. Bu ifade Kuran ile çok benzerdir. [4:78] Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır, heybetli kalelerde yaşasanız bile. Onlara iyi bir şey olduğunda “Bu, TANRI’dandır” derler; onlara kötü bir şey dokunsa seni suçlarlar. De ki, “Her şey TANRI’dan gelir.” Neden bu insanlar neredeyse her şeyi yanlış anlıyorlar?
Eyüp, canı haricinde gerçek anlamda her şeyini kaybettikten sonra 4 arkadaşı gelir ve Eyüp’ün acısını paylaşırlar. Sonra Eyüp doğduğu güne lanet okumaya başlar ve arkadaşları bu söylemlerine karşın Tanrı’nın iyilere kötülük etmeyeceğine ve kötü kişinin başına gelenlerin kendi eylemleri sonucunda olduğunu söylerler. Bir onlar konuşur, bir Eyüp konuşur. En sonunda Eyüp cevap vermeyi bırakır ve direkt olarak Tanrı’ya yakarmaya başlar.
Buraya kadar olanları incelediğimizde sanki arkadaşları haklıymış gibi gelir çünkü Tanrı gerçekten de adildir. Diğer yandan ise Eyüp Doğduğu gün için bela okuyor ve şu sözleri söylüyor EYÜP:23 [8]“Doğuya gitsem orada değil, Batıya gitsem O’nu bulamıyorum.[9] Kuzeyde iş görse O’nu seçemiyorum, Güneye dönse O’nu göremiyorum.” Bu söyleme karşı Kuran bunu söyler: [2:115] “Doğu da TANRI’ya aittir, batı da; nereye giderseniz gidin TANRI’nın varlığı orada olacaktır. TANRI Her Zaman Her Yerde Var Olandır ve Her Şeyi Bilendir.” Bu tezatlığı görmesek bile Kuran dikkate alındığında Eyüp doğru birisidir. Peki doğrular isyan eder mi? Bu soruya oturduğumuz yerden cevap vermesi kolaydır: tabi ki etmezler peki öyleyse bu anlatı bozulmuş olabilir mi? Kesin bir şekilde cevap vermek zordur çünkü bu anlatı yanlış ise ve biz doğru olarak kabul edersek, Eyüp’e atılan iftiraya ortak olmuş oluruz. Şayet doğru ise ve biz yanlış kabul edersek bu durumda da güzel bir öğretiyi reddetmiş oluruz. Bu yüzdendir ki hayatımızda basit konular için bile uzun uzun düşünen bizler böyle bir meseleyi daha ince eleyip sık dokumalıyız. Metinden anladığımız üzere şu yorumu yapmak doğru olacaktır: Testlerden geçmek için kusursuz olmaya gerek yoktur. Mühim olan, Tanrı’nın gözünde doğru olmaktır.
Tuubu ila Allah: Tanrı’ya tövbe edelim.
2.Kısım
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Eyüp çok zorlu bir sınavdan geçti ve bu kitaba göre isyan da etti tövbe de etti. Çok zorlu bir mücadeleden geçen bir kişiyi Eyüp’ün arkadaşlarının yaptığı gibi kolayca yargılamamalıyız. Elimizdeki Kuran ile insanları yargılayabiliriz fakat günün sonunda haddimizi bilip susma bilgeliğine de sahip olmalıyız. Eyüp de söylediği sözlerin yanlışlığının farkındaydı ve yanlışına rağmen testinden başarıyla geçti çünkü başarılı olmak için kusursuz olmak gerekmez, Rabbin gözünde doğru olmak gerekir.
EYÜP 6:2-3 [2] “Keşke üzüntüm tartılabilse, Acım teraziye konabilseydi! [3] Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.
EYÜP 13:1-3 [1] “İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı. [2] Sizin bildiğinizi ben de biliyorum, Sizden aşağı kalmam. [3] Ama ben Her Şeye Gücü Yeten’le konuşmak, Davamı Tanrı’yla tartışmak istiyorum.
Arkadaşları her ne kadar doğruyu söyleseler de testin sonucunda Tanrı onların haksız olduğunu ve Eyüp’ün doğruyu söylediğini söylüyor. Ardından evrende sanal bir gezintiye çıkıyorlar ve Eyüp’e karşı sorular yöneltiliyor: Yeryüzünün temellerini ben attığımda sen neredeydin? Yaşamının bir gününde sabaha buyurdun mu? Aslana avını sen mi verirsin? Karganın yavrularına yiyeceğini sen mi sağlarsın? Şahin senin buyruğunla mı uçar, kanatlarını güneye mi açar? Denizin kaynağına indin mi, enginliğin dibini gezdin mi? Şeklinde tam 77 adet soru yöneltir ve anlamamız istenir ki insanın bilgisi gerçekten de pek azdır.
Tüm bu olayların ardından Eyüp külün içerisinden tövbe eder ve Tanrı Eyüp’ü affeder, arkadaşlarından ise kurban sunmalarını ister. Her şey Eyüp için iki misliyle telafi edilir ardından 140 yıl daha yaşar ve kitap burada sona erer.
Peki bizler ne anlamalıyız? Bir kardeşimizin başına kötü bir şey geldiğinde günahkar olmak zorunda değildir. Eyüp’ün arkadaşlarının yaptığı gibi kişi hakkında zanda bulunarak ona işlemediği günahlar yüklemek zorunda değiliz. Unutmayalım ki kişiler zor zamanlardan geçebilirler. Böyle bir durumda “tövbe et ey günahkar varlık!” demek yerine dostane bir şekilde konuşmak çok daha iyi olacaktır. Okumadıysanız eğer Eyüp kitabını okumanızı tavsiye ederim. Okuduğunuzda fark edeceksiniz ki Arkadaşları gerçekten de doğruyu söylüyorlardı, Tanrı gerçekten de insanlara haksızlık etmez fakat test bitince arkadaşlarının haksız olduğu söyleniyor çünkü her doğru her yerde söylenmez. [33:8] Akabinde, O, doğru sözlüleri doğru sözlülükleri konusunda sorgulayacaktır ve inkar edenler için (bu Kurani gerçekte) acı veren bir azap hazırlanmıştır.
Hutbeyi bir alıntı ile bitirelim: “ Hayat elimizdeki her şeyi alabilir ama duruma nasıl tepki vereceğimizi seçme yeteneğimizi asla alamaz.”
Equmis Salat: Namaz Kılalım
3 Nisan 20261.Kısım
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Başımıza sıkıntı geldiğinde veya bir başkasının başına sıkıntı geldiğinde ne düşünüyoruz? Bugün Tanrı’nın bilgeliği ve adaleti üzerine düşünelim.
Kuran’da Eyüp, detaylı bir şekilde anlatılmaz fakat Tevrat’ta Eyüp adında ayrı bir kitap bulunur. Tevrat’taki anlatı Kuran ile çok büyük ölçüde benzerdir fakat bazı farklı gözüken yerleri göz ardı etmemek gerekir. Şimdi Eyüp’ün hikayesini Eski Ahit’e göre kısaca anlatalım:
Eyüp adında bir kişi Uz vadisi denilen bir yerde yaşar. Eyüp ismi İbranicede “İyyov” diye geçer ve isyankar anlamına geldiği söylenir. Arapçada ise “Ayyub” denir ve sabırlı anlamına geldiği söylenir -arada bir farklılık söz konusudur-. Kendisi Doğunun en zengin insanıdır ve kusursuz bir yaşam sürer. Tanrı bir gün Şeytana kulu Eyüp’ü sorar ve yeryüzünde onun gibisinin olmadığını söyler. Şeytan da bunun üzerine Eyüp’ün sahip olduğu geniş imkanları ve her açıdan nimetlendirilmiş birisi olduğu için böyle olduğunu söyler ve Tanrı’nın kendisinden bunları alırsa kendisine karşı isyan edeceğini söyler. Tanrı da bunun üzerine “Sahip olduğu her şeyi senin eline bırakıyorum, yalnız kendisine dokunma.” der. Daha sonra Eyüp tüm servetini ve ailesini yani 11.000 hayvanını ve 10 evladını kaybeder fakat Eyüp, Şeytan’ın dediği gibi isyan etmez. Aksine şunları söyler: “Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. RAB verdi, RAB aldı, RAB’bin adına övgüler olsun!”
Bununla yetinmeyen Şeytan tekrardan Tanrı’nın yanına gider ve sağlığına sıkıntı gelmediği için isyan etmediği söyler ve sağlığı için izin ister ve istediği izin verilir: “Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.” denir. Sonrasında tüm bedeninde çıbanlar çıkmaya başlar. Eyüp’ün doğruluğuna karşın eşi şöyle söyler: “Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun? Tanrı’ya söv de öl bari!”. Buna karşı Eyüp şunları söyler: “Nasıl olur? Tanrı’dan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?”. Bu ifade Kuran ile çok benzerdir. [4:78] Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır, heybetli kalelerde yaşasanız bile. Onlara iyi bir şey olduğunda “Bu, TANRI’dandır” derler; onlara kötü bir şey dokunsa seni suçlarlar. De ki, “Her şey TANRI’dan gelir.” Neden bu insanlar neredeyse her şeyi yanlış anlıyorlar?
Eyüp, canı haricinde gerçek anlamda her şeyini kaybettikten sonra 4 arkadaşı gelir ve Eyüp’ün acısını paylaşırlar. Sonra Eyüp doğduğu güne lanet okumaya başlar ve arkadaşları bu söylemlerine karşın Tanrı’nın iyilere kötülük etmeyeceğine ve kötü kişinin başına gelenlerin kendi eylemleri sonucunda olduğunu söylerler. Bir onlar konuşur, bir Eyüp konuşur. En sonunda Eyüp cevap vermeyi bırakır ve direkt olarak Tanrı’ya yakarmaya başlar.
Buraya kadar olanları incelediğimizde sanki arkadaşları haklıymış gibi gelir çünkü Tanrı gerçekten de adildir. Diğer yandan ise Eyüp Doğduğu gün için bela okuyor ve şu sözleri söylüyor EYÜP:23 [8]“Doğuya gitsem orada değil, Batıya gitsem O’nu bulamıyorum.[9] Kuzeyde iş görse O’nu seçemiyorum, Güneye dönse O’nu göremiyorum.” Bu söyleme karşı Kuran bunu söyler: [2:115] “Doğu da TANRI’ya aittir, batı da; nereye giderseniz gidin TANRI’nın varlığı orada olacaktır. TANRI Her Zaman Her Yerde Var Olandır ve Her Şeyi Bilendir.” Bu tezatlığı görmesek bile Kuran dikkate alındığında Eyüp doğru birisidir. Peki doğrular isyan eder mi? Bu soruya oturduğumuz yerden cevap vermesi kolaydır: tabi ki etmezler peki öyleyse bu anlatı bozulmuş olabilir mi? Kesin bir şekilde cevap vermek zordur çünkü bu anlatı yanlış ise ve biz doğru olarak kabul edersek, Eyüp’e atılan iftiraya ortak olmuş oluruz. Şayet doğru ise ve biz yanlış kabul edersek bu durumda da güzel bir öğretiyi reddetmiş oluruz. Bu yüzdendir ki hayatımızda basit konular için bile uzun uzun düşünen bizler böyle bir meseleyi daha ince eleyip sık dokumalıyız. Metinden anladığımız üzere şu yorumu yapmak doğru olacaktır: Testlerden geçmek için kusursuz olmaya gerek yoktur. Mühim olan, Tanrı’nın gözünde doğru olmaktır.
Tuubu ila Allah: Tanrı’ya tövbe edelim.
2.Kısım
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Eyüp çok zorlu bir sınavdan geçti ve bu kitaba göre isyan da etti tövbe de etti. Çok zorlu bir mücadeleden geçen bir kişiyi Eyüp’ün arkadaşlarının yaptığı gibi kolayca yargılamamalıyız. Elimizdeki Kuran ile insanları yargılayabiliriz fakat günün sonunda haddimizi bilip susma bilgeliğine de sahip olmalıyız. Eyüp de söylediği sözlerin yanlışlığının farkındaydı ve yanlışına rağmen testinden başarıyla geçti çünkü başarılı olmak için kusursuz olmak gerekmez, Rabbin gözünde doğru olmak gerekir.
EYÜP 6:2-3 [2] “Keşke üzüntüm tartılabilse, Acım teraziye konabilseydi! [3] Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.
EYÜP 13:1-3 [1] “İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı. [2] Sizin bildiğinizi ben de biliyorum, Sizden aşağı kalmam. [3] Ama ben Her Şeye Gücü Yeten’le konuşmak, Davamı Tanrı’yla tartışmak istiyorum.
Arkadaşları her ne kadar doğruyu söyleseler de testin sonucunda Tanrı onların haksız olduğunu ve Eyüp’ün doğruyu söylediğini söylüyor. Ardından evrende sanal bir gezintiye çıkıyorlar ve Eyüp’e karşı sorular yöneltiliyor: Yeryüzünün temellerini ben attığımda sen neredeydin? Yaşamının bir gününde sabaha buyurdun mu? Aslana avını sen mi verirsin? Karganın yavrularına yiyeceğini sen mi sağlarsın? Şahin senin buyruğunla mı uçar, kanatlarını güneye mi açar? Denizin kaynağına indin mi, enginliğin dibini gezdin mi? Şeklinde tam 77 adet soru yöneltir ve anlamamız istenir ki insanın bilgisi gerçekten de pek azdır.
Tüm bu olayların ardından Eyüp külün içerisinden tövbe eder ve Tanrı Eyüp’ü affeder, arkadaşlarından ise kurban sunmalarını ister. Her şey Eyüp için iki misliyle telafi edilir ardından 140 yıl daha yaşar ve kitap burada sona erer.
Peki bizler ne anlamalıyız? Bir kardeşimizin başına kötü bir şey geldiğinde günahkar olmak zorunda değildir. Eyüp’ün arkadaşlarının yaptığı gibi kişi hakkında zanda bulunarak ona işlemediği günahlar yüklemek zorunda değiliz. Unutmayalım ki kişiler zor zamanlardan geçebilirler. Böyle bir durumda “tövbe et ey günahkar varlık!” demek yerine dostane bir şekilde konuşmak çok daha iyi olacaktır. Okumadıysanız eğer Eyüp kitabını okumanızı tavsiye ederim. Okuduğunuzda fark edeceksiniz ki Arkadaşları gerçekten de doğruyu söylüyorlardı, Tanrı gerçekten de insanlara haksızlık etmez fakat test bitince arkadaşlarının haksız olduğu söyleniyor çünkü her doğru her yerde söylenmez. [33:8] Akabinde, O, doğru sözlüleri doğru sözlülükleri konusunda sorgulayacaktır ve inkar edenler için (bu Kurani gerçekte) acı veren bir azap hazırlanmıştır.
Hutbeyi bir alıntı ile bitirelim: “ Hayat elimizdeki her şeyi alabilir ama duruma nasıl tepki vereceğimizi seçme yeteneğimizi asla alamaz.”
Equmis Salat: Namaz Kılalım
Hutbe: Eren
Son yorumlar