31.07.2026 – Cuma Hutbesi – Kendini Kurtarma Mesaisi: Beled Suresi 90/4

1. HUTBE
“Hangi Mesai? Egonun Hamallığı Mı, Teslimiyetin İşçiliği Mi?”
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
[90:4] Biz insanoğlunu, (kendini günahın bedelinden kurtarması için) sıkı çalışsın diye yarattık.*
Kardeşlerim hoş geldiniz. Hutbeye direk ayetle başlamak biraz alışılmışın dışında bir durum gibi gelebilir Ama aslında hutbenin tüm konusu ve mesajı bu ayet üzerinden yürüyecek.
Evet Ayeti duyduk, değil mi? Yaratıcı çok net bir hüküm koymuş: “Sıkı çalışmak.”
Şimdi sizlere soruyorum: Bizler bu ayeti duyunca ne anlıyoruz? Ya da daha doğrusu şöyle sorayım ne anlamak işimize daha çok geliyor?
Aslında “Sıkı çalışmak” denince aklımıza, Belkide gelenekten, yani geçmişten beri süren dini bir alışkanlığın yansıması olsa gerek, yani anlatıların hurafelerin bidatlerin içine hapsolan o ebu filan ebu falanın sözleri üzerine inşa edilen kaderci,hikayeci, hadisçi, birazda arabesk din algısının bir sonucu olarak; Bir anda,haftada 60 saat mesaiye kalıp ter dökmek, patronu zengin etmek, borsada doğru hisseyi yakalamak.
Öğrenci kardeşlerimiz mesela sınavlara finallere hazırlanmak için uykusuzlukyada çiftçinin işçinin memurun daha çok para için fazladan mesai harcamasıkazanma hırsı ile belirginleşen her türlü materyalist dürtüler, statü ve gösteriş için harcanan saatler, Linkedlin profilinde sırf yönetici yazsın diye yapılan hırs, birde bedene tapınma mesaisi, aynadaki görüntüsünü bir santim daha kusursuz kılabilmek için haftanın 6 günü spor salonlarında ağır demirler altında ezilmek, protein tozlarıyla beslenmek. Ancak ruhun ve zihnin açlığını tek bir saniye bile sorgulamamak. İnternet forumlarında, futbol geyiklerinde veya siyaset tartışmalarında saatlerce klavye başında, hiç tanımadığı insanlara kendi haklılığını kanıtlamak için zihinsel enerjisini son damlasına kadar tüketmek.
Eğer “sıkı çalışmak” denince tek anladığımız sabah alarmıyla yataktan fırlayıp akşam piliniz bitmiş halde eve dönmekse… ve bu saydıklarımı hedef belirlemekse Tebrik ederim! Kapitalizmin ve nefsani düzenin şeytani dürtü ve cin yoldaşınızınen sadık müminisiniz demektir.
(7:51) O gün, dinlerini ciddiye almayanları ve zihinleri sürekli ve tamamen bu dünya hayatıyla meşgul olanları unuturuz çünkü onlar da o günü unutmuşlardı ve vahiylerimizi küçümseyerek reddetmişlerdi.
Ama durun, çünkü ortada büyük bir yanlış anlaşılma var. Ve bir teslim olan için durum hiç de bu şekilde değil.
Allah bizi bu dünyaya sadece faturaları ödeyip, kredileri kapatıp, sonra da yorgunluktan koltukta sızıp kalalım diye mi gönderdi? Yani Yüceler Yücesi’ninbizim için koyduğu o büyük gayeyi, bir şirketin çeyrek sonu hedeflerine mi indirgedik?
Cevabı biliyorsunuz: Tabii ki hayır. Asla…..
Ek-7’de hatırlattığı o kozmik arka planı hatırlayalım kardeşlerim. Biz buraya sıradan bir tesadüfle veya sadece ekmek parası kazanmaya gelmedik. Evrendeki o “Büyük Anlaşmazlık” sırasında, Şeytan Tanrı’nın mutlak otoritesine kibirle kafa tuttuğunda, melekler O’nun yanında saf tuttu. İnsan ruhları olarak bizler ise kararsız kaldık, tarafsızlığa oynadık ve net bir duruş sergileyemedik. İşte bu dünya, bize o tereddüdümüzü telafi etmemiz, egomuzu iptal edip Yaratıcı’nınmutlak otoritesini kabul etmemiz için verilen İkinci Şans Şantiyesidir!
Teslimiyet perspektifinden durum tamda bu şekildedir.. Bu ayetteki “sıkı çalışma”, bir köle gibi dünyaya hizmet etmek değildir. Tam aksine; insanı dünyevi tutkuların, ego krizlerinin ve bitmek bilmeyen hırsların kölesi olmaktan kurtarma mücadelesidir.
Gerçek “sıkı çalışma”, kendini kurtarma mücadelesidir.
Peki, kendimizi neyden kurtaracağız?
Kendi egomuzdan,
Kendi yanılsamalarımızdan,
Ve Yaratıcı’ya teslim olmak yerine, dünyaya ve insanlara kul olma tembelliğimizden!
[87:14] Gerçekten başarılı olmuştur ruhunu günahın bedelinden kurtaran. Ayeti açık değilmi
“Bakın, ego için çalışmak çok kolaydır; çünkü akıntıya kürek çekmektir. Ama tek olan Allah’a koşulsuz teslim olmak, ruhsal bir disiplin ve ciddi bir zihinsel mesai gerektirir. Kendini kurtarmak; zihni temiz tutmayı, vicdanı diri tutmayı ve her an Yaratıcı’nın huzurunda olduğunun bilinciyle yaşamayı gerektirir. İşte asıl “sıkı çalışma” budur.
İkinci bölümde bu konuyu biraz daha açalım kardeşlerim şimdi yaratıcımıza dönelim ve içimizden geldiği gibi tövbe edelim.
TUBU İLLA ALLAH
2. HUTBE
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Sevgili Kardeşlerim
Elçinin EK-7 de detaylandırdığı o kozmik hakikati asla unutmayın.
Biz bu dünyaya piknik yapmaya veya sıradan bir tesadüfle gelmedik. Bizler, Göksel Toplumda suç işlemiş varlıklarız! O büyük başkaldırıda, Şeytan Tanrı’nın mutlak otoritesine kibirle kafa tuttuğunda, biz kararsız kaldık; egomuza yenik düşüp Yaratıcı’nın yanında anında saf tutamadık.
Yaratıcı bize sonsuz merhametiyle bu “İkinci Şansı” verdi. Bizi alt boyutlu bir bedene koydu, geçmiş hafızamızı sildi ve dedi ki: “İşte sana bir hayat; seç bakalım, Şeytan’ın peşinden gidip kendi egona mı kulluk edeceksin, yoksa sadece ve sadece Bana mı teslim olacaksın?”
Bu yüzden bu dünyadaki her anımız, kesintisiz bir test mekanizmasıdır.Bedenimiz, malımız, evladımız, hırslarımız, korkularımız… Hepsi bu sınavın birer aracıdır.
Yani açıkçası kardeşlerim burası elçinin tabiri ile bu uzay gemisi o göksel hatanın, o ağır suçun bedelinden ve cezasından kurtulmamız için bize lütfedilmiş bir İkinci Şans Şantiyesidir!
Evet Burada sürekli testlere tabi tutuluyoruz. Bedenimiz, malımız, sabrımız, egomuz… Her an bir sınavın içindeyiz. Ve unutmayın: Şeytan her an tetikte!
Sizi dünyalık kaygılarla, “Aman kariyerim, aman taksitim, aman karizmam” dedirterek sahte bir mesainin içinde boğması onun için yeterlidir. Şeytan, göksel krallıkta bizi yanına çektiği o aynı silahla vuruyor: Ego ve Tereddüt!
Şimdi soruyorum size Kardeşlerim;
Göksel toplumda yaptığımız o hatayı tamir etmek için mi ter döküyoruz?
Yoksa Şeytan’ın kurduğu bu fani düzenin “aylık performans hedeflerini” tutturmak için mi kendimizi parçalıyoruz?
Ve ayrıca unutmayın ki biz bu konuda Yüce yaratanla sözleşmemizi yaptık ve sözümüzü verdik..Şu ayet gayet açık
Diğer Alternatif Şeytan’dır
[36:60] Ey Âdemoğulları, şeytana tapmayacaksınız diye sizinle antlaşma yapmadım mı? Sizin en azılı düşmanınız odur diye?
Gördüğünüz gibi, asıl sıkı çalışma; 24 saat tetikte bekleyen Şeytan’a ve kendi egomuza karşı verdiğimiz ruhsal mücadeledir. Yaratıcı’nın mutlak otoritesine eksiksiz teslim olarak o göksel suçu temizleme gayretidir.
Öyleyse Kardeşlerim bu haftaki hutbeden kendimize düşen muhasebemiz şu olsun: Sıkı çalışıyoruz, evet… Ama kimin vardiyasındayız? Göksel cezamızı temizleyip Yaratıcı’ya teslim olarak özgürleşmek için mi, yoksa Şeytan’ın tarlasında ömrümüzü tüketmek için mi?
Rabbim bizleri, fani dünyanın ve egosunun hamalı olanlardan değil; Kendi yolunda sıkı çalışıp, testleri geçerek göksel evine o krallığına alnı açık dönen tam teslim olmuşlardan en ileri teslim olanlardan eylesin.
Tanrı uğrunda saf tutalım ona yönelelim Sadece Allaha rüku ve secde edelim
EKİMUS SALAT.
Hutbe: İlkay
Son yorumlar