29.05.2026 – Cuma Hutbesi – Tanrı’nın Mesajı

ELHAMDÜLİLLAH
(Tanrı’ya övgüler olsun)
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLA ALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
(Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.)
Esenlikler kardeşler, bizi bir Cuma’da daha bir araya Toplayan Tanrı’ya övgüler sunuyoruz ve O’ndan başka bir tanrı olmadığını ilan ediyoruz.
Bugünkü hutbemizde Tanrı’nın, geçmişte içine düştüğümüz muhalefete rağmen verdiği 2. şansımız olan tövbe davetini de elimizin tersiyle itmiş olmamıza ve kararsızlığımızı sürdürmemize rağmen bize verdiği 3. şansta bizi desteksiz bırakmayarak sürekli ve güçlendirerek gönderdiği “Mesaj”lar üzerine konuşacağız ve derin anlayışlar kazanacağız Yüce Tanrı’mız irade ederse.
Tanrı insanoğluna en başında atasına olmak üzere nesiller boyunca ve bu kararsız yaratık Tanrı’nın ona çizdiği doğru yolda denge halinde dümdüz yürümek varken sağa sola yalpalayıp durdukça onu gitmesi gereken patikaya yönlendirecek mesajlar gönderdi.
Fakat insanoğlu Rabbinin buyruklarına bir bahane bulmaya eğilimlidir. Çünkü O’nu tanımıyor. Tanıdığını zannediyor;
(23:86) De ki, “Kimdir yedi evrenin Rabbi; büyük hâkimiyetin Rabbi?”
(23:87) Diyecekler ki “TANRI.” De ki, “O halde neden doğru olana dönmüyorsunuz?”
İnsanların mesajları en başta reddetmesinde, kabul etseler bile mesajda anlaşmazlığa düşmesinde ve daha da ileri gidip ekstra öğretilerle yetkilendirilmemiş bir din oluşturmasında temel sebep “Tanrı’nın niteliklerinin farkında olmamalarıdır.”
Gönderdiği mesajlar bağlamında bakarsak,
Tanrı’nın her şeyde tam kontrol durumunda olduğunu, ihtiyacımız olan şeylerin optimum -yani olması gereken düzeyde- neler olduğunu bilerek bize mesajlar gönderdiğini ve kullarının ihtilafa düşebilecekleri şeyleri TAM ANLAMIYLA BİLEREK mesajlarını gönderdiğini bilmemekten veya tam anlamıyla özümseyememiş olmaktan kaynaklanıyor.
Mesajı en başında reddetmek Tanrı irade etmedikçe tamamen blokeyi üzerimize çekse de mesajı kabul ettikten sonra eski putperestliklerimizden arınma meşgalesi bizi yeni putperestliklere düşmeme konusunda sersemletebiliyor. Geçmişe takılıp kalıyor ve gün içinde içine düşebileceğimiz yeni putperestlikleri görmezden gelebiliyoruz.
Tarih; Vedd’i, Suva’yı, Yeğus’u, Yeuk’u ve Nesr’i bırakamayanlarla olduğu kadar onları bırakıp Nuh’u; Lat’ı, Uzza’yı ve Menat’ı bırakamayanlarla olduğu gibi onları bırakıp Muhammed’i putlaştıranlarla doludur…
İnananların Çoğu Cehennemliktir
(12:106) TANRI’ya inananların çoğu, bunu puta tapma suçunu işlemeden yapmaz.
Doğrulardan olan ve putlaştırılan insanlardan olan elçiler, hiçbir şekilde iletmeleri gereken mesajların dışında bir “yetkilendirmeyi” vaaz etmemişlerdir.
Buraya düştük ve hiçbirimiz kusursuz değiliz. Kendi özgür iradeleriyle Tanrı’ın mutlak otoritesine sarılan ve hiç usanmadan gece gündüz Rabblerine tapınan melekler bile şefaat etme yetkisine sahip değilken (53:26 ayetine bakınız)
TEK GÖREVLERİ MESAJI VAAZ ETMEK olan Tanrı elçisi insanoğullarının bize o Toplanma Günü’nde bir faydası yahut sahipliği olacağına ufacık dahi olsa bir paye vermek bizi farkında olmasak da ruhen yer bitirir…
Buna dikkat etmeli, kendimizi ve güncel inanç durumumuzu her daim check etmeliyiz.
Şimdi, şimdiye kadar düştüğümüz başta aslî günahımız olmak üzere tüm günahlarımız için,
(Tanrı’ya tövbe edelim.)
TUUBU İLA ALLAH
ELHAMDÜLİLLAH
(Tanrı’ya övgüler olsun)
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLA ALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
(Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.)
İkinci hutbemizde ilk hutbede bahsettiğimiz konuya hem Kuran’dan hem de Tevrat’tan “mesaj” temelinde örnekler vereceğiz Yüce Tanrı’mız irade ederse.
Davut, kendisine anlaşmazlığa düşen iki kardeş geldiğinde bir yargılamada bulundu ve sonrasında bağışlanma diledi. Yasa’ya göre iki kardeş kendisine geldiklerinde ikisini de ayrı ayrı dinlemesi, büyük-küçük ayrım yapmaması gerekiyordu (Yasanın Tekrarı 1:16-17’ye bakınız)
“Ve o zamanda hakimlerinize emrederek dedim ki: Kardeşlerinizin arasını dinleyin (şamoa); bir adam ile kardeşi arasında ve onun yabancısı/göçmeni arasında adaletle (tsedek) hükmedin.”
İbranice Nüans (Şamoa): Ayette geçen Şamoa (שָׁמֹעַ) kelimesi sadece fiziksel olarak işitmek değil; “dikkatle kulak vermek, anlamak, idrak etmek ve tarafsızca analiz etmek” anlamına gelen sürekli bir eylemi ifade eder.
Yasaya göre Davut her iki tarafı da iyice dinlemeli, ardından kararı yine Tevrat yasasına göre vermeliydi. Tek koyunu olan kardeş GERÇEKTEN HAKLI idiyse yasaya göre zengin kardeş ona 4 koyun vermeliydi. Fakat 99 koyunu olan kardeş haklı idiyse (örneğin gerçekten bir hak talebi olabilir veya tek koyunu olanın diğerine 100 koyun borcu vardır ve adam kalan 1 koyun borcunu da talep ediyordur) bu durumda 99 koyunu olan adam haklı olacaktır.
Ama Davud diğer adamı dinlemedi bile…
Sonrasında bağışlanma diledi. Çünkü yasaya uymamış ve kendi fikrini takip etmişti. Tanrı da bu konuda onu bağışladı. Çünkü günaha düşmüştü.
O iki adama düşen şey onun yargısını dinledikten sonra yine yasaya uygun olanı yapmalarıydı. Davud yeni bir yasa getirmemiş yahut bir kral olarak emir vermemişti.
(Burada bir ara not eklemek istiyorum. Davut peygamberin Mezmurlar’ı yani bizim de Zebur olarak bildiğimiz kutsal yazı bir “Furkan” yani “Yasa Kitabı” değildir. Kuran’da Tanrı SADECE Musa’yla kardeşi Harun’a ve Muhammed’e Yasa Kitabı verdiğinden bahseder.)
O kardeşler Davud’un yargılamasını direkt kabul ettilerse şirke düşmüş oldular. Çünkü Tanrı’nın Yasası’nın yanında ekstra bir kaynağa başvurmuş oldular. Tanrı’nın bize bıraktığı konularda olsa bir problem yok ve bu dinî bir yasa olmaz (Ulü-l Emr’i ilgilendiren meseleler) fakat verilen karar görünüşte doğru gibi gözükse de yasaya tersti. Ve gelen iki kardeş de bu davayı Tanrı’nın Yasası’na göre çözdürmek istiyor gibi görünüyor…
Bu ve bu hikayedeki gibi durumların sebebi insanların gündelik hayatta da genelde kutsal yazıyı bilmemeleri ve Tanrı’nın buyruklarını önemseme konusunda tembellik göstermeleridir. Tanrı başta Tevrat takipçilerine olmak üzere bize de Mesajı daima hatırımızda tutmamızı, ancak bu şekilde korunabileceğimizi tembihler,
(7:171) Biz dağı bir şemsiye gibi üzerlerine yükselttik ve onlar onun üzerlerine düşeceğini zannettiler: “Size verdiğimize güçlü bir şekilde sarılın ve içeriğini hatırınızda tutun ki kurtarılasınız.”
(87:6) Sana okuyacağız; unutma.
(7:2) Bu kutsal yazı sana vahyedilmiştir—kalbinde onunla alakalı şüphe barındırma—ki onunla uyarasın ve inananlara bir hatırlatıcı sağlasın.
Kendi üzerimizde tefekkür edecek olursak her konuda ve her işimizde Tanrı’nın bize Muhammed peygamber ile gönderdiği ve Antlaşma Elçisi’yle zaman içerisinde ortaya çıkan dinî inovasyonlardan orijinal haline döndürüp birleştirdiği son mesajına, bizle yaptığı Son Ahdine sımsıkı bağlı kalmalı ve bir adım dahi dışına çıkmamıza kim veya hangi düşünce sebep olursa olsun bundan tövbe etmeli ve bağışlanma dilemeliyiz.
Elçi İletmek Zorundadır
(5:67) Ey elçi, Rabbinden sana vahyedileni ilet—bunu yapıncaya dek O’nun mesajını iletmiş olmazsın—ve TANRI seni insanlardan koruyacaktır. TANRI inkâr eden insanlara rehberlik etmez.
(16:43) Biz senden önce, kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız kutsal yazıları bilenlere sorun.
(16:44) Onlara kanıtlar ve kutsal yazılar sağladık. Ve kendilerine indirilen her şeyi insanlara ilan etmek için sana bu mesajı indirdik, belki de derin derin düşüneceklerdir.
Kuran Son Ahit, Tanrı’nın tüm elçileri tarafından iletilen tüm mesajlar, tek bir küresel mesajda bütünleştirdi. Bize arındırılmış ve birleştirilmiş mesajına tanık olmayı ve ona bağlı kalanlardan olmayı nasip ettiği için Yüceler Yücesi Efendimize Övgüler Olsun
(Namaz kılalım)
EKİMUS SALAT
Hutbe: Osman
Son yorumlar