Sayfa Seç

28.08.2026 – Cuma Hutbesi – Sabır İmtihan ve Arınma

28.08.2026 –  Cuma Hutbesi – Sabır İmtihan ve Arınma

BİRİNCİ HUTBE: SABIR, İMTİHAN VE ARINMA

Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh. Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.

Sevgili kardeşlerim,

Bugün hayatımızda ustalaşması belki de en zor olan erdemlerden biri olan sabrı düşünmek istiyorum.

Sabır çoğu zaman zayıflıkla, pasif kabullenmeyle veya hiçbir şey yapmamakla karıştırılır. Oysa Tanrı’nın bize öğrettiği sabır, eylemsizlik değildir. Sabır, imanın zorluklar karşısında ortaya çıkan güçlü bir eylemidir.

Çünkü sabra ne zaman ihtiyaç duyarız?

Her şey yolunda giderken mi?

Hayır.

Sabra, işler zorlaştığında; beklediğimiz sonuçlar gerçekleşmediğinde; sıkıntı, gecikme veya hayal kırıklığıyla karşılaştığımızda ihtiyaç duyarız.

Kur’an bize şöyle bildirir:

(2:153) Ey inananlar, kararlılık ve İletişim Namazları (Salat) yoluyla yardım arayın. TANRI, kararlılıkla sebat edenlerin yanındadır.

Bu ayet bize çok güçlü bir gerçek hatırlatıyor: Tanrı sabredenlerle beraberdir.

Dikkat edelim; Tanrı’nın güçlülerle, zenginlerle veya hiç sıkıntı yaşamayanlarla beraber olduğu söylenmiyor. Tanrı’nın sabredenlerle beraber olduğu bildiriliyor.

Peki neden sabırlı olmalıyız?

Çünkü bu dünyadaki yaşamımız bir sınavdır.

Kur’an şöyle bildirir:

(2:155) Biz sizi mutlaka biraz korkuyla, açlıkla ve para, can ve ürün kaybıyla test edeceğiz. Kararlı olanlara müjde ver.*

*2:155 Test, her koşulda yalnızca Tanrı’ya taptığımızı kanıtlamak için tasarlanmıştır (29:2).

Bu sınavlar rastgele değildir. Hayatımızdaki zorluklar yalnızca bizi cezalandırmak için ortaya çıkmaz. Aynı zamanda bizi arındırmak için birer fırsattır.

İnsan bazen kendi içindeki kibir, ego, öfke, sabırsızlık ve zayıflıklarla yüzleşmek zorunda kalır.

Bazen aynı problem tekrar tekrar karşımıza çıkar.

Neden?

Belki de Tanrı bize o konuda henüz tamamlanmamış bir yönümüzü gösteriyordur.

Arınma süreci bazen kolay olabilir, bazen de oldukça zor olabilir. Fakat çoğu zaman süreci acı veren şey, kendi direncimizdir.

Bir zayıflığımızla yüzleştiğimizde onu savunmak yerine Tanrı’nın rehberliğine teslim olursak, o zayıflığın üzerinde çalışabiliriz.

Kur’an’da şöyle bildiriliyor:

Bu Mescitlerde Namaza/Duaya Durmayın

(9:108) Böyle bir mescitte asla namaza/duaya durma. İlk günden itibaren doğruluk temelinde kurulan bir mescit, içinde namaza/duaya durmana daha layıktır. Onda, arınmayı seven insanlar vardır. TANRI kendilerini arındıranları sever.

İşte imtihanların amacı üzerinde böyle düşünmeliyiz.

Zorluklar bizi yok etmek için değil, doğru şekilde karşılandığında bizi daha güçlü ve daha temiz birer inanan haline getirmek için bir fırsata dönüşebilir.

Sabır ile sebat da birbirinden ayrı değildir.

Sebat, işler zorlaştığında doğru olanı yapmaya devam etmektir.

Sabır ise bunu yaparken öfkeye, kırgınlığa ve umutsuzluğa teslim olmamaktır.

Bu nedenle sabır yalnızca büyük felaketlerde ortaya çıkan bir özellik değildir.

Günlük hayatımızda da sabra ihtiyacımız vardır.

Küçük tartışmalarda…

Birinin bizi yanlış anlamasında…

Beklemek zorunda kaldığımızda…

İstediğimiz bir şey hemen gerçekleşmediğinde…

Bir insan bize karşı haksız davrandığında…

İşte gerçek sabır buralarda ortaya çıkar.

Lokman’ın oğluna verdiği öğüt de bunu hatırlatır:

(31:17) “Ey oğlum, İletişim Namazlarını (Salat) gözet. Doğruluğu savunup kötülüğe engel ol ve sıkıntı karşısında kararlı kal. Bunlar en onurlu niteliklerdir.
Kardeşlerim,

Hepimizin farklı hayat deneyimleri, farklı zayıflıkları ve farklı sınavları vardır.

Bir başkasının kolaylıkla taşıdığı bir yük, bizim için çok ağır olabilir.

Bu nedenle birbirimizi yargılamak yerine birbirimize karşı sabırlı ve merhametli olmalıyız.

Çünkü sabrımızı kaybettiğimizde yalnızca sakinliğimizi kaybetmeyiz.

Gücümüzü de kaybedebiliriz.

Sabırsızlık bizi tepkisel davranmaya, egomuzun etkisi altında hareket etmeye ve sonradan pişman olacağımız söz ve davranışlara sürükleyebilir.

Kur’an şöyle uyarır:

(8:46) TANRI’ya ve elçisine itaat edin ve kendi aranızda çekişmeyin, yoksa başarısız olursunuz ve gücünüz dağılır. Kararlılıkla sebat edin. TANRI, kararlılıkla sebat edenlerin yanındadır.

Ne kadar güçlü bir mesajdır:

Sabırsızlık gücü tüketir; sabır ise gücü korur.

Bu nedenle sabır, dünyadan kaçmak veya hiçbir şey yapmamak değildir.

Sabır; doğru olanı yapmaya devam etmek, Tanrı’ya güvenmek ve O’nun zamanlamasına teslim olmaktır.

Bir sınavla karşılaştığımızda kendimize şu soruyu sorabiliriz:

“Tanrı bana neden bunu yapıyor?” demek yerine,

“Tanrı bu durum aracılığıyla bana ne öğretiyor?”

diye düşünmek.

Belki de bu soru, sınavımızı bir arınma fırsatına dönüştürecektir.

Kardeşlerim,

Kur’an bize peygamberlerin ve inananların da ağır sınavlardan geçtiğini bildiriyor.

(3:146) Nice peygamberin yanında, onunla beraber savaşan adanmış insanlar vardı, TANRI uğrunda uğradıkları baskının altında hiçbir zaman gevşemediler, onlar ne tereddüt ettiler ne de cesaretlerini kaybettiler. TANRI, kararlı olanları sever.

Öyleyse bugün sabrı yeniden düşünelim.

Acı bir sabır istemiyoruz.

Şikâyet eden bir sabır istemiyoruz.

Öfkeyle, kırgınlıkla veya kinle sürdürülen bir sabır istemiyoruz.

Biz güzel, umut dolu ve Tanrı’nın hikmetine güvenen bir sabır istiyoruz.

Çünkü sabreden insan yalnız değildir.

Tanrı sabredenlerle beraberdir.

Ve Tanrı’nın vaadi gerçektir.

Kardeşlerim,

Gelin bugün kendimize soralım:

Ben zorluklarla karşılaştığımda nasıl davranıyorum?

Egom mu konuşuyor, yoksa Tanrı’nın rehberliği mi?

Sabırsızlıkla mı hareket ediyorum, yoksa Tanrı’ya güvenerek doğru olanı yapmaya devam mı ediyorum?

Eğer Tanrı’nın rehberliğinden uzaklaştığımız bir yer varsa O’na dönelim.

Kalbimizi O’nun mesajına yeniden açalım.

Bilerek veya bilmeyerek yaptığımız yanlışlardan dolayı Rabbimizden bağışlanma dileyelim.

Çünkü tövbe, yolun bittiğini kabul etmek değil; yeniden doğru yöne dönmektir.

Tuubu ila Allah.

Tanrı’ya tövbe edelim.

İKİNCİ HUTBE: SABRIN GÜCÜ VE TANRI’NIN VAADİ

Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh. Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.

Kardeşlerim,

Birinci hutbemizde sabrın pasif bir bekleyiş olmadığını; imtihanların bizi arındırabileceğini ve sabrın Tanrı’ya güvenerek doğru olanı yapmaya devam etmek olduğunu konuştuk.

Şimdi sabrın bize verdiği gücü düşünelim.

Kur’an şöyle bildiriyor:

(16:126) Ve eğer ceza verecekseniz denk bir ceza uygulayın. Fakat eğer (intikam yerine) sabra başvurursanız, bu, sabreden kimseler için daha hayırlı olur.

Bu ayet bize önemli bir tercih sunuyor.

Hayatımızda bize yapılan her şeyi kontrol edemeyiz.

İnsanların davranışlarını her zaman değiştiremeyiz.

Geçmişi değiştiremeyiz.

Fakat kendi tepkimizi seçebiliriz.

İntikam yerine sabrı seçebiliriz.

Öfke yerine kontrolü seçebiliriz.

Umutsuzluk yerine Tanrı’ya güvenmeyi seçebiliriz.

Ve Tanrı bize sabrın ancak O’nun yardımıyla mümkün olduğunu bildiriyor:

(16:127) Sen sabra başvur—ve sabrın sadece TANRI’nın yardımıyla elde edilebilir. Onlardan dolayı üzülme ve planlarından dolayı canın sıkılmasın.

Bu nedenle sabır konusunda yalnızca kendi gücümüze güvenmemeliyiz.

Tanrı’dan yardım istemeliyiz.

O’na dönmeliyiz.

Salat ile O’nu anmalıyız.

Ve zorlukların bizi Tanrı’dan uzaklaştırmasına değil, O’na daha fazla yaklaştırmasına izin vermeliyiz.

Kardeşlerim,

Belki de hayatımızdaki en büyük sınavlardan biri, beklemeyi öğrenmektir.

Dünyamız bize her şeyin hemen gerçekleşmesini söylüyor.

Hemen cevap…

Hemen sonuç…

Hemen rahatlama…

Fakat Tanrı bize sabrı öğretiyor.

Bazen beklemek kaybetmek değildir.

Bazen beklemek, Tanrı’nın bizi hazırlamasıdır.

Bazen gecikme, reddedilmek değildir.

Bazen gecikme, arınma sürecinin bir parçasıdır.

Bu nedenle zorluklarla karşılaştığımızda umutsuzluğa kapılmayalım.

Sabrımızı koruyalım.

Tanrı’ya güvenelim.

Çünkü O’nun vaadi gerçektir.

Kardeşlerim,

Bugün buradan ayrılırken yanımıza tek bir düşünce alalım:

Sınavlarımız kaçınılmaz olabilir; fakat sınavlara nasıl karşılık vereceğimiz bizim seçimimizdir.

Sabırsızlık bizi zayıflatabilir.

Ego bizi yönlendirebilir.

Fakat Tanrı’ya güvenerek gösterdiğimiz sabır bizi güçlendirebilir.

Gelin Tanrı’dan bizi sabredenlerden, sebat edenlerden ve arınmayı sevenlerden eylemesini dileyelim.

Gelin O’ndan, zorluklar karşısında öfkeye değil hikmete; umutsuzluğa değil umuda; egoya değil teslimiyete yönelmeyi isteyelim.

Tanrı bizi sınandığımızda sabredenlerden,

zorlandığımızda O’na dönenlerden,

yanlış yaptığımızda tövbe edenlerden,

ve hayatımızın sonunda arınmış bir imanla O’nun huzuruna çıkanlardan eylesin.

Ekimus Salat.

Namaz kılalım.

                                                                                                          HUTBE: Recayip

Yazar hakkında