27.02.2026 – Cuma Hutbesi – İRADENİN TESLİMİYETİ VE GERÇEK ÖZGÜRLÜK

ELHAMDÜLİLLAH
Tanrı’ya övgüler olsun
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLA ALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.
Kardeşlerim, bugün Tanrı’nın bizlere bir yük değil, bir lütuf olarak bahşettiği “Oruç” (Siyam) ibadeti üzerinde duracağız.
Gelenekselleşmiş, içi boşaltılmış ritüellerden arınarak; Kuran’ın ışığında, Tanrı’nın bizden gerçekten ne istediğini anlamaya çalışacağız.
Bilinmelidir ki oruç, sadece aç kalmak değildir. Oruç, ruhun beden üzerindeki hakimiyetini ilan etmesi ve yalnızca Tanrı’ya yönelmesidir. Rabbimiz, bu ibadetin amacını ve kökenini bize şöyle bildirir:
Korunmak İçin Bir Kalkan [2:183] Ey inananlar, oruç sizden öncekiler için hükme bağlandığı gibi sizin için de hükme bağlandı ki kurtuluşa eresiniz.
Görüldüğü üzere oruç, sadece Muhammed peygambere değil, “onlardan öncekilere” de farz kılınmıştı. Bizler biliyoruz ki Teslimiyetin dini ritüelleri İbrahim Peygamberle başlamış ve bizlere kadar gelmiştir. Amacı ise bize eziyet etmek değil, bizi günahlardan, nefsi taşkınlıklardan korumak ve takvaya ulaştırmaktır.
Peki, bizden öncekilere ne denmişti? Elimizdeki kaynaklara baktığımızda, Tanrı’nın bildirdiği şu muazzam uyarıyı görürüz. Bakınız, Tanrı “Gerçek Oruç”u nasıl tanımlıyor:
[Yeşaya 58:6-7] Benim istediğim oruç, haksız yere zincire, boyunduruğa vurulanları salıvermek, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak, her türlü boyunduruğu kırmak değil midir? Yiyeceğini açla paylaşmak, barınaksız yoksulları evine almak, çıplak gördüğünü giydirmek değil midir?
Kardeşlerim, oruç tutarken sadece midemizi değil, vicdanımızı da doyurmalıyız. Tanrı’nın yasalarını hiçe sayıp, insanlara zulmedip, sonra sadece yemek yemeyerek “ibadet ettim” demek, Tanrı katında bir çelişki olabilir.
Yüzyıllar boyunca din adamları, orucu zorlaştıran, insan fıtratına aykırı kurallar uydurdular. Oysa Rabbimiz Kuran’da şöyle buyurur:
[2:185] …TANRI sizler için zorluk değil kolaylık diler ki, yükümlülüklerinizi yerine getiresiniz, size rehberlik ettiği için TANRI’yı yüceltesiniz ve minnettarlığınızı ifade edesiniz.
Tanrı, oruç gecelerinde eşlerinizle olan ilişkiyi helal kılmış [2:187], unutan veya hastalananlar için kolaylıklar sağlamıştır. Oruç, şafak vaktinden (tan yerinin ağarmasından) geceye (gün batımına) kadar yeme ve içmenin kesilmesidir.
Oruç, aynı zamanda bedenimiz için de bir şifadır. Kaynaklarımızda belirtildiği üzere; oruç tutmak genişlemiş midelerimizi normal boyutlarına döndürür, toksik maddeleri vücuttan atar ve irademizi güçlendirir. Ancak asıl şifa ruhadır.
Kuran Ayı Ramazan İçinde bulunduğumuz bu dönem, Kuran’ın indirildiği aydır.
[2:185] Ramazan, insanlar için rehberlik sağlayan, apaçık öğretiler ve yasa kitabı olan Kuran’ın vahyedildiği aydır. Sizden bu aya şahit olanlar onda oruç tutsun…
Bu ayda yapmamız gereken en önemli şey, geleneksel tekrarların ötesine geçip, Tanrı’nın kitabını anlayarak okumak, O’nun mesajını hayatımıza “indirmektir”.
Kardeşlerim, Tanrı bizden şekilcilik değil, samimiyet ister. Orucumuz, Tanrı’yı anmak, O’na şükretmek ve irademizi O’nun iradesine teslim etmek için bir araçtır.
[2:186] Kullarım sana Beni soracak olursa Ben her zaman yakınım. Onlar Bana dua ettikleri zaman Ben onların dualarını yanıtlarım. İnsanlar da rehberlik edilmek için Bana yanıt versinler ve Bana inansınlar.
Rabbimiz, tuttuğumuz oruçları sadece açlık olmaktan çıkarıp, ruhumuzu arındıran bir ibadet eyle. Bizi, atalarının dinini değil, Senin indirdiğin dini yaşayanlardan eyle. Bizi Kuran’ın rehberliğinden ayırma.
TUUBU İLA ALLAH
(Tanrı’ya tövbe edelim)
2. HUTBE
ELHAMDÜLİLLAH
Tanrı’ya övgüler olsun
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLA ALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.
Kardeşlerim, ilk hutbemizde orucun fiziksel bir açlıktan öte, ruhsal bir arınma ve Tanrı’nın yasalarına teslimiyet olduğunu hatırladık. Şimdi, bu mübarek ayın zirvesi olan ve Kuran’ın indirilmeye başlandığı o muazzam geceye, “Kader Gecesi”ne odaklanalım.
Bin Aydan Daha Hayırlı Gece Rabbimiz, Kuran’ı indirdiği bu geceyi bizlere şöyle müjdeler:
[97:1-3] Biz onu Kader Gecesi’nde vahyettik. Kader Gecesi ne kadar da muazzamdır! Kader Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Bu gece, sabaha kadar esenlik doludur. Ancak bu geceyi, camilerde uydurma hikayeler dinleyerek veya geleneksel ritüellerle değil; bizzat o gece indirilen Kitabı okuyarak, anlayarak ve üzerinde derin derin düşünerek geçirmeliyiz. Çünkü Tanrı, bu Kitabın “kusursuz, tam ve detaylı” olduğunu bildirir [6:114-115]. Kurtuluşumuz, atalarımızın geleneklerinde değil, Tanrı’nın indirdiği bu ışıktadır.
Oruç ve Paylaşmak (Zekât) Oruç, bizi yoksulluk çekenlerin halinden anlamaya sevk etmelidir. Kaynaklarımızda belirtildiği üzere, gerçek inananlar “kendilerine sağlanan rızıklardan bağış yapanlardır” [2:3, 864]. Unutmayınız ki, hasat günü hakkını vermek [6:141] ve ihtiyaç sahiplerini gözetmek, orucun tamamlayıcısıdır.
Tanrı, cimrilik edenleri ve mal biriktirip infak etmeyenleri şiddetle uyarır. Oruçla temizlenen bedenlerimizi, zekât ve sadaka ile temizlenen mallarımızla desteklemeliyiz.
Yalnızca Tanrı’ya Adanmış Bir Hayat Kardeşlerim, bu ayda ve hayatımızın her anında, dinimizi yalnızca Tanrı’ya özgülemeliyiz. Mescitler ve dualar sadece Tanrı içindir.
[72:18] İbadet yerleri TANRI’ya aittir; TANRI’nın yanı sıra hiç kimseye çağrıda bulunmayın.
Namazlarımızda, dualarımızda ve şahadetimizde, peygamberler dahil hiç kimsenin ismini Tanrı’nın yanına koymamalıyız.
Peygamberler dahi “Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Tanrı içindir” [6:162] demişlerdir. Biz de İbrahim’in milletinden olan teslim olmuşlar (Müslümanlar) olarak [22:78], araya hiçbir aracı, şefaatçi veya veli koymadan doğrudan Rabbimize yönelmeliyiz.
Gelin, Kuran’da öğretildiği gibi Rabbimize yalvaralım:
[2:286] “Rabbimiz, unutursak veya hatalar yaparsak bizi kınama. Rabbimiz, bizden öncekilerin yapmış olduğu gibi Sana karşı küfre düşmekten bizi koru… Bizi affet ve bizi bağışla. Bizim Rabbimiz ve Efendimiz Sensin.”
Tanrım, tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları ve verdiğimiz zekâtları, içine şirk bulaşmamış, sadece Senin rızan için yapılmış ameller olarak kabul eyle.
Bizi, Kuran’ı terk edilmiş bir kitap bırakanlardan eyleme [25:30]. Bizi, Senin ipine sımsıkı sarılan ve sadece Sana güvenen kullarından eyle.
EKİMUS SALAT
(Namaz kılalım)
Hutbe: Erdal
Son yorumlar