24.07.2026 – Cuma Hutbesi – Cennete Yarışanlar ve Doğruların Ahlâkı

1. HUTBE:
Elhamdülillah Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh. Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Kardeşlerim,
Bugün, yeryüzünde inşa etmekte olduğumuz şahit toplumun temel yapı taşlarını ve bu toplumu oluşturacak olan doğruların özelliklerini konuşacağız. Kuran, bizleri dünyevi ve fani hedefler için rekabet etmeye değil; sonsuz bir kurtuluşa doğru hevesle yarışmaya çağırır. Rabbimiz bizlere şöyle buyurur [3:133] “Rabbinizden bağışlanmaya ve genişliği gökleri ve yeri kuşatan bir Cennete doğru hevesle yarışmalısınız; o, doğruları bekliyor,”
Peki, bu muazzam ödülü hak eden doğruların özellikleri nelerdir? Onlar, sadece varlık ve huzur içindeyken değil, hayatın en zor anlarında dahi bencilliği yenenlerdir ve sonraki ayette bizlere [3:134] “ki onlar hem iyi zamanlarda hem de kötü zamanlarda bağış yapanlardır. Onlar öfkeyi bastıranlardır ve insanları affedenlerdir. TANRI hayırseverleri sever.”diyerek anlatır. Zenginlikte cömert olmak kolaydır; asıl doğruluk, darlıkta bile kardeşini kendinden önde tutmaktır. Bu ilahi yasa ve tevazu, Eski Ahit’te Süleyman’ın Özdeyişleri’ndede insanın iyi ve kötü zamanlarda kibrinden arınarak Tanrı’ya sığınması gerektiği şeklinde şöyle vurgulanır: “Bana ne yoksulluk ne de zenginlik ver; Payıma düşen ekmeği ver, yeter. Yoksa bolluktan, ‘Kimmiş RAB!’ diye seni yadsır, Ya da yoksulluktan çalar Ve Tanrım’ın adını lekelemiş olurum”.
Doğruların en büyük sınavı ise nefisleri, öfkeleri ve egolarıdır. Elbette doğrular kusursuz melekler değildir, zayıf düşebilir, hata yapabilirler. Ancak onları diğerlerinden ayıran en büyük özellikleri, günah bataklığında kibirle kalmayı reddetmeleridir: [3:135] “Eğer günaha düşerlerse yahut ruhlarına zulmederlerse TANRI’yı hatırlarlar ve günahları için bağışlanma dilerler—günahları TANRI’dan başka kim bağışlayabilir—ve onlar günahlarda bile bile ısrar etmezler.” Bu ilahi af arayışı, Eski Ahit’teki Mezmurlar’da Davut peygamberin o muazzam yakarışında da yankılanır: “Ey Tanrı, lütfet bana, Sevgin uğruna sil isyanlarımı, sınırsız merhametin uğruna. Tümüyle yıka beni suçumdan, arıt beni günahımdan”.
Ey kâinatın Rabbine teslim olanlar! Şeytan egomuzu kışkırtıp, kalbimizin duvarlarında öfke ve günah çatlakları oluşturmadan önce uyanalım. Birbirimizi affetmeden, kalbimizdeki nefreti ve kızgınlığı söküp atmadan Tanrı’nın sonsuz merhametine nasıl talip olabiliriz? Gelin, ruhumuzu kemiren öfkemizi yutalım ve bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz tüm günahlar için Rabbimize yönelip O’nun sonsuz affına sığınalım.
Tuubu ila Allah: Tanrı’ya tövbe edelim.
2. HUTBE: DUVARIN TUĞLALARI OLMAK VE SOSYAL ŞAHİTLİK
Elhamdülillah Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh. Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Kardeşlerim,
İlk hutbede saydığımız öfkeyi yutmak, affetmek ve bağışta bulunmak gibi özellikler, Furkan Suresi’nde toplumsal şahitliğimizin diğer sütunlarıyla tamamlanır. Doğrular, sadece iç dünyalarında değil, dış dünyada da adaletin ve uyanıklığın temsilcileridir. [25:72] “Onlar yalancı şahitlik yapmazlar. Boş sözle karşılaştıklarında, onu görmezden gelirler.”
Bir toplumun çöküşü yalanla, iftirayla ve boş sözlerin peşinden gitmekle başlar. Kutsal Kitap’ta Mezmurlar bölümünde de doğruların bu asil ve temiz duruşu şöyle övülmüştür. “Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkarların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz”.
Dahası, onlar Tanrı’nın mesajına karşı diri ve şuurludurlar. [25:73] “Rablerinin vahiyleri hatırlatıldığında, onlara asla sanki sağır ve körmüş gibi tepki vermezler.”
İşte bu eşsiz ahlaki nitelikler, Kuran’da tarif edilen o şahit toplumun harcıdır. [61:4] “TANRI, Kendi yolunda, bir duvardaki tuğlalar gibi tek sütunda birleşmiş olarak savaşanları sever.”
Nasıl ki tuğlaların arasına konan sağlam bir harç o duvarı yıkılmaz yaparsa, bizim Teslim Olanlar Birliğimizi ayakta tutacak olan çimento da, iyi ve kötü zamanda omuz omuza vererek malımızla canımızla yaptığımız bağışlar ve boş sözlerden uzak duran asil duruşumuzdur. Bizler doğruyu sadece bilen ama onu temsil edemeyen dağınık insanlar olarak kalamayız. Duvardaki tuğlalar gibi tek sütunda birleşmek, kendi egosunun sivriliklerini törpüleyen, vahiyler karşısında kör ve sağır olmayan doğruların bir araya gelmesiyle mümkündür.
Rabbimiz bizleri öfkesini yutan, darlıkta dahi infak eden, yalandan ve boş sözden kaçınarak O’nun yolunda sarsılmaz bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenen ve genişliği gökleri ve yeri kuşatan Cenneti hak eden o kutlu doğrulardan eylesin.
Ekimus Salat, Namaz kılalım
Hutbe: Erdal
Son yorumlar