
22.08.2025 – Cuma Hutbesi – İçinde bulunduğumuz nimetin farkında mıyız?

ELHAMDÜLİLLAH VE EŞHEDÜ EN LÂ İLÂHE İLLA ALLAH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH.
Tanrı’ya övgüler olsun. Şahitlik ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur; O tektir, ortağı yoktur.
‘’İçinde bulunduğumuz nimetin farkında mıyız?’’
Kardeşlerim doğru bilgi insanoğlunun asırlardır arayış içinde olduğu bir şeydir. Doğru bilgiye ulaşmak büyük nimetler arasında sayılmış ve bu uğurda yıllar harcanmıştır. Ve bu arayış içerisinde birçok sorunla da karşılaşılmıştır.
Bilgi teorisinin iki temel sorunu olmuştur: Bilginin kaynağı ve bilginin değeri.
Bilginin değeri konusunu araştıran düşünce sistemleri , Hangi bilgi doğrudur? Hangi bilgiye güvenebiliriz? İnsanın bilgisi genel geçer bilgi midir? gibi soruları cevaplamaya çalışır.
Gerçeklik, bir bilgi için en önemli öğelerden biridir. Çevremizdeki olaylara ilişkin bir haber duyduğumuzda edindiğimiz bilgilerin gerçekliğini sorgularız. En azından erdemli insanlar böyle yaparlar. Doğruluğuna emin olduğumuz bilgiler gerçek, emin olmadıklarımızı ise dedikodu olarak değerlendiririz. Genelde bu kural dünyevi bilgilere karşı alınan tavırdır. Ancak bu eleştirel bakış açısı din mevzu olunca ortadan kalkar ve bilgi kimden gelirse gelsin mutlak kabul edilir. Sözde din adamlarının din adına söyledikleri şeyler toplum tarafından sorgulanamaz , eleştirilemez olarak görülür ve bu durum zamanın uzunluğu ile birleşince bozulmuş, bidatler ile dolmuş ,sapkın düşüncelerin hakim olduğu ,geleneklerin din diye yaşandığı bir hal almıştır. Özellikle de kutsal kitapların terk edilmesi ile bu durum temiz kaynakların geri plana atılıp, kirli kaynakların merkeze alınmasına da yol açmıştır. Böylelikle insanoğlu kendi içerisinde bocalamaya başlamış, sorgulama yeteneğini kaybetmiş ve kendini ateş çukurunun yanında bulmuştur.
Kardeşlerim Teslimiyetten önce bizlerde bu ateş çukurunun çevresinde dolanıp duruyorduk. İnsanlar tarafından uydurulan şeyi din diye yaşıyorduk. Kuran ile bir bağlantımız yoktu. Bu durum bizleri yüzyıllardır cevapları aranan ancak bulunamayan soruların içinde boğuyordu. Hangisi doğru , hangisi gerçek belli olmayan bir sürü düşünce, bir sürü, kaynağı belli olmayan yanlış bilgi …Yani tam bir kaos.
Her şeyi bilen olduğu gibi bu durumunda hakkı ile farkında olan Rabbimiz bizlere olan rahmetinden dolayı doğru bilgiyi bize ulaştırmak, kurtarılmayı hak eden ruhları arındırmak için seçtiği bir elçiyi aramıza göndermiş ve rahmetinin bir tecellisi olarak en doğru bilgiyi bizlere ulaştırmıştır.
2:151 ayetinde Rabbimiz bu durumu açıkça anlatmıştır.
Size vahiylerimizi okuması, sizi arındırması,
size kutsal yazıyı ve bilgeliği öğretmesi
ve size hiç bilmediklerinizi öğretmesi
için aranızdan bir elçi göndermek
gibi (nimetler).
Kardeşlerim bizler artık yüzyıllardır cevabı verilemeyen soruların yanıtlarına kavuşmuş bulunmaktayız. Din diye yaşanan insan uydurması uygulamaları, bidatleri, yanlış bilgiyi, toplumsal efsaneleri … hayatımızdan çıkarmış durumdayız. Yani kaostan kurtulduk. Bunu bize bahşeden Rabbimize övgüler olsun. Yıllardır doğru bilginin ne olduğu arayışımız rabbimizin merhameti ile son bulmuş ve bizlere büyük bir konfor sağlanmıştır. Lütfen bu durumun tadını çıkarın…..
Hutbenin başında sorduğum soruyu tekrarlamak istiyorum.
‘’İçinde bulunduğumuz nimetin fakında mıyız?’’
Ölüme giden bu yolculuğumuzda mutlak sona her an bir adım daha yaklaşıyoruz. Bize verilen ömür nimeti hızla tükeniyor. Üçüncü ve son şansımız olan bu dünya hayatı elimizden kayıp gidiyor. Verilen şans hızla tükeniyor. Kendinize şunu sorun ‘ Ya bu aksam öleceksem’ . Bunu sizi korkutmak için söylemiyorum. Bir teslim olan zaten ölümden korkmaz. Ancak şunu anlatmak istiyorum. Bize verilen bu son sansı yeterince verimli kullanıyor muyuz. Bize bahşedilen bu doğru bilgiyi yeterince kullanabiliyor muyuz. İçinde bulunduğumuz bu nimetin farkında mıyız? Bu bilgiyi hayatımıza entegre edebiliyor muyuz?
Evet bu dünya bir hiçtir, bir illüzyondur , değersizdir diyoruz ancak şunu unutmayalım sonsuz cenneti kazanmak için kullanacağımız bir çok olanak barındırıyor içinde. Birçok nimet …..
En büyük nimetlerden biride doğru bilgidir kardeşlerim. Doğru bilgi sayesinde artık ne yapacağımızı biliyoruz. Bizlere rehberlik edecek kutsal kitabımızda Rabbimizin bize ne söylemek istediğini şimdi biliyoruz mesela. Emir ve yasakların tam olarak ne olduğunu biliyoruz. İbrahim babamızdan gelen dinimizin ritüellerinin o dönemde nasıl yapıldığını biliyoruz. Düşüne biliyor musunuz İbrahim’in doğru namazına doğru zekatına doğru diğer tüm ritüellerine sahibiz. Aynen Rabbimizin emrettiği gibi. İlk günkü saflığında . Düşüne biliyor musunuz 1400 yıl önce gelen ve o dönemin dil ve anlatım teknikleri, özdeyişleri, mecaz anlamlarını… içinde barındıran kutsal kitabımızda yazan ayetleri artık tek tek biliyoruz. Rabbimizin bize ne söylemek istediğini artık biliyoruz. En doğru bilgiye sahibiz.
Peki bu nimetin farkında mıyız? Ve bu nimeti Rabbimizin rızasını kazanabilmek için yeterince etkin kullanabiliyor muyuz?
Tuubu ila Allah: Tanrı’ya tövbe edelim
ELHAMDÜLİLLAH VE EŞHEDÜ EN LÂ İLÂHE İLLA ALLAH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH.
Tanrı’ya övgüler olsun. Şahitlik ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur; O tektir, ortağı yoktur.
İnsanoğlu geçmişte yapmış olduğu o büyük hatanın sonucu olarak bu dünyaya düştü ve geçmişte yaşadığı her şey unutturuldu. Büyük kavgada yaşananlar, kavganın bastırılması, tövbe teklifleri, verilen şanslar …
Biz artık biliyoruz ki günahımızın bir bedeli olarak bu dünyadayız ( Bunu bilmeyen milyarlarca inanan var). Bu hayatın sonu insanı mutlak iki yoldan birine çıkaracak. Ya sonsuz cennet yada sonsuz cehennem. Eminim ki inananların hepsi cennete gitmek istiyor. Bu bir gerçek. Ancak bilinmeyen şey cennete nasıl gidileceği, Rabbimizin rızasının nasıl kazanılacağı. Bunun tekbir yolu var kardeşlerim. Doğru bilgiyi etkin kullanmak.
Aşağıdaki ayetleri inceleyelim
23. Sure
84. De ki, “Kime aittir yeryüzü ve üzerindeki
herkes, eğer biliyorsanız?”
85. Diyecekler ki “TANRI’ya.” De ki, “O halde
neden dikkate almıyorsunuz?”
86. De ki, “Kimdir yedi evrenin Rabbi; büyük
hâkimiyetin Rabbi?”
87. Diyecekler ki “TANRI.” De ki, “O halde
neden doğru olana dönmüyorsunuz?”
88. De ki, “Her şey üzerindeki tüm egemenliği
elinde bulunduran ve hiçbir yardıma muhtaç
değilken tek yardım edebilecek kimdir,
eğer biliyorsanız?”
89. Diyecekler ki “TANRI.” De ki, “Nerede
yanıldınız?”
Kardeşlerim okuduğum ayetlerde insanların Tanrıya iman ettiğini ancak buna rağmen yanıldıklarını yani yanlış yolda olduklarını görüyoruz. Peki bunun nedeni ne? Bunun nedeni Tanrı hakkında yanlış bilgiye sahip olmaları ve bu yanlış bilgi doğrultusunda iman etmeleri. Bunun çözümü ise Tanrı hakkında doğru bilgiye sahip olmak ve bu bilgiyi etkin kullanmak.
17:36’ da Rabbimiz: ‘’ ……. Ben size beyinler verdim ve bunu kullanmaktan sorumlusunuz’’ der.
Diğer bir ayette (44:3)
‘Onu bereketli bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarmalıyız’ der.
Rabbimiz bizi uyarmayı kendi için hükme bağlamış ve bize bu doğrultuda doğru bilgiyi ulaştırmıştır. Milyarlarca insanın içinde bocalar durumda olduğu bu dönemde en saf en temiz bilgiye sahibiz. Bize düşen bundan sonra aklı ön plana koyarak bu doğru bilgi ile ektin bir şekilde Tanrı uğrunda çaba sarf etmek. Bu bilgiyi kendimiz için büyük bir fırsat bilip bunu Tanrının rızası için kullanmak. Unutmayalım çok fazla zamanımız yok. 22:78 ‘ Rabbimiz: ‘Onun uğrunda çaba göstermeniz gerektiği gibi çaba gösterin’ der
Kardeşlerim gelin şimdi hemen Rabbimizin bize göndermiş olduğu doğru bilgi nimetini kullanarak onun uğrunda çaba gösterilmesi gerektiği gibi çaba gösterelim. Onun uğrunda Ona yakışır bir kul olmak için daha çok çaba sarf edelim. Biliyoruz ki en doğru bilgi nimetine sahibiz. Bu nimeti kendimizi kurtarmak için kullanalım. Unutmayalım hesap çok yakın ..
Alemlerin Rabbi Olan Tanrıya Yücelik Olsun….
Eqimus Salat: Namaz kılalım.
Hutbe: İsmail Ceylan
Son yorumlar