20.02.2026 – Cuma Hutbesi – İki Farklı Sabaha Uyanmak

ELHAMDÜLİLLAH
(Tanrı’ya övgüler olsun)
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLA ALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
(Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.)
Bugün Ramazan ayının ilk cuma günü ve aynı zamanda bundan sonraki hayatınızın ilk günü. Ramazan ayının değerini ve ruhumuzu geliştirmek için büyük bir şans olduğunu biliyoruz. Ramazan, bu ay boyunca ruhumuzu geliştirmenin yanında bundan sonraki hayatımızda da güzel alışkanlıklar geliştirmenin başlangıcı olabilir. Bu nedenle bu hutbemde Kristin Neff isimli bir yazarın “Öz Şefkat” kitabından almış olduğum iki örneği “küçük bir sabaha örnek” olacak şekilde uyarlayıp bugün ve her gün yapmamız ve yapmamamız gerekenler üzerinden düşünmeyi sağlamaya çalışacağım inşallah.
İlk örneğimizde Tanrı’nın tüm kontrolün sahibi olmadığını varsaydığımızı düşünelim.
Diyelim ki Ramazan’ın sizin için hiçbir şey ifade etmediği bir sabaha uyandınız. İşe geç kaldınız ve yine de gitmeden önce köpeğinizi gezdirmeniz gerekiyordu. Sabah yataktan kalkarken “Lanet olsun. Nasıl alarmı duymam. Ne berbat bir sabah” diyerek uyandınız. Daha erken kalkmadığınız için stresli ve kendinize kızgındınız. Tasmayı alıp köpeğinizin tasmasına takmaya çalıştınız. Bir elinizde tasma, diğerinde bir fincan kahve… Ama sıkıntılı halinizle tasmanın ucundaki klipsi kaçırdınız ve bu iş normalden üç kat daha uzun sürdü. İyice öfkelendiniz ve hınçla köpeğinizi çekiştirmeye başladınız. Ama köpeğiniz sarılmak için eğildiğinizi sandı. Heyecanla yüzünüzü yalamaya çalışırken kahvenizi dökmenize neden oldu. Küfredip dökülenleri sildiniz ve köpeği kabaca kapıdan dışarı çekiştirdiniz. Yürütüş sırasında sabırsız ve huysuzdunuz. “Tuvaletini ne zaman yapacak acaba? Zaten 15 dakika geciktim.” Sonunda kaldırımın ortasına yaptığını gördünüz. Bir poşet için çantanıza uzandınız. Ancak kapıdan çıkmak için acele ederken yanınıza almayı unuttuğunuzu fark ettiniz. Beş dakika, on yaprak ve on beş kez yüz buruşturduktan sonra kaldırımdaki pisliği temizlemeyi başardınız. Sonunda eve vardığınızda ellerinizi yıkayıp her zaman çantanın ön cebinde olan araba anahtarını almak için uzandınız. Ama anahtar orada değildi. Bir, iki, üç kez baktınız. Her seferinde daha fazla hüsrana uğradınız. Sonunda çantanızın içindekileri dışarı döktünüz ve anahtarınızın aslında arka cebinizde olduğunu fark ettiniz. Köpeği gezdirip eve döndükten sonra kapıdan daha çabuk çıkabilmek için oraya koymuştunuz. Sonunda işe yarım saat geç gittiniz ve toplantının başlangıcını kaçırdınız. Şaşkınlıkla içeri girip tüm gözler üzerinizdeyken bir sandalye aradınız ve içinizden çaresizce görünmez olmayı dilediniz. Sizi beceriksiz ve verimsiz yapan zihin yapınızın patronunuzla da başınızı belaya sokmasından bahsetmiyorum bile. Bununla birlikte gününüz muhtemelen daha da kötüye gitmeye devam edecekti.
Şimdi birinci hutbemizi bitirip buna benzer yaşadığımız anlardaki tepkilerimiz için Tanrı’ya tövbe edelim.
TUUBU İLLALLAH
(Tanrı’ya tövbe edelim)
ELHAMDÜLİLLAH
(Tanrı’ya övgüler olsun)
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLA ALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
(Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.)
Şimdi Ramazan’ın değerini bildiğiniz, Rabbin her an kontrol durumunda olduğunu içselleştirdiğiniz ve O’nun kulu olmak için çabaladığınız bir sabaha uyandığınızı varsayalım. Sabah uyandınız ve ilk iş “Bismillahirrahmanirrahim. La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh” dediniz. Bunu söylemeyi alışkanlık haline getirdiğinizde mahşerde uyandığınızda da aynı şeyi söyleyeceğinizi düşünüp mutlu hissettiniz. Saatinize baktığınızda işe geç kaldığınızı fakat köpeğinizi de dışarı çıkarmanız gerektiğini fark ettiniz. Biraz geç uyanmış olsanız da o fazladan birkaç dakikalık uyku için Tanrı’ya minnettardınız. Ve “Biraz gecikmiş olabilirim ama inşallah toplantıya zamanında gidebileceğim” dediniz. Kendinize bir kahve yapmayı planladınız ama oruç olduğunuzu hatırladınız. Rabbinizin bedeninizi dizginleyip ruhunuza yatırım yapmanızı nasip ettiği bugün için şükrettiniz. Köpeğinizin tasmasını alıp yanına gittiniz. Ona doğru eğildiğinizde sizi öpmeye kalktı. Siz de onun kulaklarının arkasını kaşıdınız. Böylece tasmasını hızlı ve kolay bir şekilde taktınız. “Ne tatlı bir köpek, o çok iyi bir arkadaş, bunu bana Rabbim verdi (maşaAllah)” diye düşündünüz. Ne kadar parlak, güzel bir sabah olduğunu fark edip “Subhanallah (Tanrı’ya yücelik olsun)” diyerek kısa yürüyüşünüzün tadını çıkardınız. Köpeğinizle işiniz biter bitmez kısa sürede evinize geri döndünüz. Ellerinizi yıkayıp anahtarlarınızı almak için çantanıza uzandınız. “Neredeler? Onları her zaman çantamın ön cebinde tutarım. Ah evet, doğru ya. Kapıdan daha çabuk çıkabilmek için arka cebime koydum. Rabbim benim zorluk yaşamamam için her şeyi önceden planladı.” İşe on dakika geç gittiniz ama iş arkadaşınız birkaç küçük aksilik nedeniyle toplantının biraz gecikeceğini söyledi. Gülümsediniz ve “Aksilik mi nimet mi?” diye sordunuz. Arkadaşınız ne söylediğinizi anlamamıştı ama siz çok net biliyordunuz. Tanrı her şeyde tam kontrol durumundaydı ve yanınızdaydı.
Ramazan’ın bu güzel gününde bu örnekteki gibi bir başlangıca niyet edelim ve namazımızı kılalım inşallah.
EKİMUS SALAT
(Namaz kılalım)
Hutbe: Özge
Son yorumlar