16.01.2026 – Cuma Hutbesi – HİCRET – İMANIN ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ

1. HUTBE:
ELHAMDÜLİLLAH Tanrı’ya övgüler olsun
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.
Kardeşlerim, bugün çok önemli bir konu üzerinde duracağız. Hayatımızın en kritik kararlarından biri olan hicret konusunu, Kuran’ın ışığında birlikte düşüneceğiz. Tanrı’nın bize Kuran’da emrettiği her ne varsa hepsini tereddüt etmeden, hafife almadan, koşulsuz itaat etmek ve onlara harfiyen uymak zorundayız.
Rabbimiz Kuran’ı bize bir yol gösterici, bir uyarıcı, bir müjdeleyici olarak göndermiştir. Bizleri karanlıklardan aydınlığa, bataklıklardan çiçek bahçelerine götüren bir ışık kaynağıdır. 6346 ayetten oluşan Kuran, yaşamımızı düzenleyen bir ölümsüzlük kitabıdır. Neden ölümsüzlük diyorum? Çünkü Kuran’da Rabbimiz doğruların ölmeyeceğini bize bildirir.
Doğrular Gerçekte Ölmezler
[8:24] Ey iman edenler! Sizi, size hayat veren şeye* çağırdığı zaman TANRI’ya ve elçisine yanıt verin. Bilmelisiniz ki TANRI size kalbinizden daha yakındır ve O’nun huzurunda toplanacaksınız.
Ruh bedenden çıkınca direkt cennete alınacağız. İşte bu kadar önem arz eden bir konu: Cehenneme gitmeyeceğiz, üzülmeyeceğiz ve hiçbir korkumuz olmayacak. Ve unutmayalım, Tanrı ile olan anlaşmamızı yerine getirmemiz gereken rehber de Kuran’dır. Bu yüzden her ayetin bizler için hayati öneme sahip olduğunu asla unutmayalım.
Şimdi 4:97 ayetine bakalım inşaAllah:
İlgisiz Kalmak Kınandı
[4:97] Ruhlarına kötülük ediyor bir durumdayken hayatları melekler tarafından sonlandırılan kimselere melekler soracaklar, “Sizin sorununuz neydi?” Onlar diyecekler ki “Biz yeryüzünde baskı altındaydık.” Onlar da “TANRI’nın toprağı orada göç edecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. Bunlar için son mesken Cehennemdir ve berbat bir kader.
Bu ayet bize şunu açıkça gösteriyor: Keyfi olarak konfor alanında kalmak, Tanrı katında mazeret değildir. Tanrı’nın yeri geniştir! Peki nedir bu hicret? Sadece savaş durumunda mı geçerlidir? Hayır!
[39:10] De ki, “Ey Benim iman etmiş kullarım! Rabbinize derin saygı duyun.” Bu dünyada doğruluğa çalışmış olanlar için iyi bir ödül vardır. TANRI’nın toprağı geniştir ve kararlılıkla sebat edenler, sınırsızca, cömert bir şekilde karşılıklarını alacaklardır.
Tanrı’nın yeri gerçekten geniştir. Doğru bir hayat süremiyorsan, yapısal baskılar altında eziliyorsan, Tanrı’nın yolundan alıkonuyorsan (örneğin, vergi kaçırmadığında piyasayla rekabet edemiyorsan), zorunlu bağış haricinde hayır yapamıyorsan, toplumsal baskılarla imanını yaşayamıyorsan, işte o zaman hicret ciddi bir sorumluluk ve düşünülmesi gereken bir emirdir. Bu, Kuran’ın bize verdiği açık bir ölçüdür.
[8:74] İman edip göç etmiş olanlar ve TANRI uğrunda çaba sarf etmiş olanlar, bununla birlikte onlara ev sahipliği yapıp sığınma vermiş olanlar ve onları desteklemiş olanlar, bunlar gerçek imanlılardır. Onlar bağışlanmayı ve cömert bir karşılığı hak ettiler.
Hicret edenler, Tanrı’nın lütfunu hak edenlerdendir. Onlar, Tanrı uğrunda yer değiştirme cesaretini gösterenlerdir. Onlar Tanrı’nın yeryüzünün genişliğine güvenenlerdir.
Kardeşlerim, ayetlerde gördüğümüz gibi, Tanrı’nın her emrine sıkı sıkı sarılmalıyız. Her emri, şartlarımıza ve imkânlarımıza göre harfiyen dikkate almalıyız.
Şimdi günlük yaşama gelelim biraz. Hicret sadece fiziksel bir yer değiştirme değildir. Hicret, günahlardan hicrettir, cahiliye geleneklerinden hicrettir, kötü çevreden hicrettir, tembellik ve korkudan hicrettir, kalbin putlarından hicrettir.
Tanrı bize geniş bir yeryüzü ve seçme özgürlüğü verdi. Ayaklarımızı nereye basacağımız, kalbimizi nereye yerleştireceğimiz bize kalmış. Ancak unutmayalım, Tanrı her şeyi hesaba katar.
Rabbimiz, unutursak, hata edersek bizleri bağışla. Bir dahaki sefere daha iyisini yapmayı bizlere nasip et.
TUUBU İLLALLAH (Tanrı’ya tövbe edelim)
2. HUTBE
ELHAMDÜLİLLAH Tanrı’ya övgüler olsun
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.
Kardeşlerim, ilk hutbede hicretin önemini ve şartlarını anlattık. Şimdi ise bu hicretin nasıl ve neden yapılması gerektiğini, onun manevi boyutlarını konuşalım.
Kuran’a baktığımızda Rabbimiz bizlere temelde doğruluğu emrediyor. Hicret de bir doğruluk eylemidir. Zulüm diyarında kalmak, doğru bir hayat sürmeye engel olan her türlü baskıya boyun eğmek, aslında doğruluğu terk etmektir.
Kardeşlerim, günümüz dünyasına baktığımızda görünen gerçek şudur ki, insanlar tamamen kendi benliklerini beslemeye yönelmiş, kendi çıkarları için her şeyi mubah olarak görmeye başlamıştır. “Bana ne başkalarından, ben kendime bakarım” bakış açısı insanı iyice bencilleştirmiş, bu uğurda doğruluğu terk ettirmiş, şeytanın ve nefsi arzuların etkisi ile daha da derine batmıştır.
Peki Tanrı bize ne diyor?
[29:26] Lut onunla birlikte iman etti ve dedi ki “Ben Rabbime göç ediyorum. O Kudretlidir, En Bilge Olandır.”
İbrahim’in hicreti, sadece fiziksel bir göç değildi. O, putperestlikten tevhid’e hicret etti. O, cahiliye toplumundan Tanrı’nın dinine hicret etti. Bizim hicretimiz de böyle olmalıdır.
Eğer Bir Seçim Yapmanız Gerekiyorsa
[9:23] Ey iman edenler! Eğer inkâr etmeyi iman etmeye tercih ederlerse, ana-babanızı ve kardeşlerinizi bile müttefik edinmeyin. Aranızdan onları müttefik edinenler haddi aşmaktadırlar.
Bazen hicret, en yakınlarımızdan bile uzaklaşmayı gerektirir. Çünkü onlar imanımıza engel olabilirler. Bazen hicret, devletin yapısal baskılarından, çeşitli zulümlerden uzaklaşmayı gerektirir. Çünkü bunlar Tanrı’ya doğru bir hayat sürmemize engel olurlar.
Peki neden insanlar hicret etmez? Korkudan! Tembellikten! Alışkanlıklardan!
Oysa Tanrı bize diyor ki;
Tanrı Uğrunda Çaba Sarf Etmek
[22:58] TANRI uğrunda göç edip sonra öldürülenler veya ölenler, TANRI kesinlikle onlara güzel rızıklar yağdıracaktır. TANRI kesinlikle en iyi Rızık Sağlayıcıdır.
Hicret edenler asla kaybetmezler. Onlar Tanrı’nın lütfuna mazhar olanlardandır. Onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.
Kardeşlerim, gelin hep birlikte Rabbimizin emirlerine uygun bir şekilde hicretin ne demek olduğunu anlayalım. Hicret sadece Mekke’den Medine’ye yapılan bir göç değildir. Hicret, her gün günahlardan uzaklaşmaktır. Hicret, her an Tanrı’ya yakınlaşmaktır. Hicret, zulüm diyarında kalmayı reddetmektir.
Evet, bu dünyada hala hicret edenler var. Hala Tanrı’nın yeryüzünün genişliğine güvenenler var. Hala “göç ediyorum” diyebilenler var. Hala putperest toplumunu terk edip Tanrı’ya yönelenler var.
Unutmayalım, Tanrı her şeyi hesaba katar. En ufak bir hicret niyetini bile. Kuran’a harfiyen uyan, hicret emrini ciddiye alan, zulüm diyarında kalmayı reddeden, yaşayan bir Kuran haline gelelim. Ve 1400 yıl sonra öğrendiğimiz, en önemli öğretiyi göz ardı etmeyelim.
Şimdi ve Sonsuza Dek Mutluluk
[22:15] Kim TANRI’nın kendisine bu hayatta ve Ahirette yardım edemeyeceğini sanıyorsa, tamamen göğe (oradaki Yaratıcısına) yönelsin ve (başkasına bel bağlamayı) kessin. O zaman bu planın kendisini rahatsız eden her şeyi ortadan kaldırdığını görecektir.
EKİMUS SALAT (Namaz kılalım)
Hutbe: Erdal
Son yorumlar