10.07.2026 – Cuma Hutbesi – ZAN, ŞEYTANIN FISILTISI VE İÇSEL KİRLİLİK

1. HUTBE
Elhamdülillah Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh. Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Kardeşlerim,
Bugün, şahit toplum olma yolundaki en büyük içsel engellerimizden birini, kalbimizi ve zihnimizi bir zehir gibi saran “zan” kötü şüphe ve varsayım hastalığını Kuran ayetlerinin sarsılmaz ışığında konuşacağız. Bizler dışarıdaki putları yıkarken, şeytan boş durmaz. Zihnimizin içine sızarak kardeşliğimizi içeriden, kötü düşünceler ve zanlarla çürütmeye çalışır.
Rabbimiz, Teslim Olanlar Birliği’nin anayasası olan Kuran’da bizi çok net bir dille uyarır ve zannın ne kadar tehlikeli olduğunu (49:12)‘de şöyle ilan eder: “Ey inananlar, kötü zannın her türünden kaçının çünkü kötü zannın zerresi bile günahtır. Birbirinizin casusluğunu yapmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin; bu, ölmüş kardeşinizin etini yemek kadar iğrençtir. Siz kesinlikle bundan nefret edersiniz. TANRI’yı gözetin. TANRI Günahın Bedelinden Kurtarandır, En Merhametlidir.”
Neden zannın zerresinden dahi kaçınmalıyız? Çünkü zan, gerçeğin yerini tutmaz. Çoğunluğun peşinden gidenler, bilgiye ve delile değil, sadece zanna uyarlar. Nitekim En’am Suresi bu yanılgıyı şöyle ifşa eder: (6:116) Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsanız sizi TANRI’nın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyarlar; onlar sadece tahminde bulunurlar.
Kötü zan, kesin bir bilgi olmadan bir kardeşimiz hakkında olumsuz bir niyet okumaktır. Kardeşinizin bir sözünden, bir davranışından yola çıkarak onun kalbinde kötü bir niyet olduğuna hükmetmek, kendinizi Tanrı’nın yerine koyup kalpleri yargılamaktır. Oysa en içteki düşünceleri ve niyetleri bilen yalnızca kâinatın Rabbi olan Tanrı’dır.
Şeytan, inananların arasına husumet ve nefret sokmak için zihne atılan fısıltıları kullanır. Bir kardeşinizin basit bir hatasını alır, zihninizde onu büyütür ve size “Bunu kesin kötü niyetle yaptı” diye fısıldar. Eğer o zannı kalbinizde beslerseniz, şeytanın tuzağına düşmüş olursunuz. Ancak Kuran bize bu içsel savaştan kurtuluş yolunu Arafsuresi’nde şöyle gösterir: “(7:200) Şeytan sana herhangi bir fısıltı fısıldadığında TANRI’ya sığın; O İşitendir, Her Şeyi Bilendir.
(7:201) Doğru kimseler var ya, Şeytan onlara bir fikirle yaklaştığında onlar hatırlarlar, bunun üzerine gören kimseler oluverirler.“
Zan ile hareket eden körleşir; ancak Tanrı’ya sığınıp kardeşine kötü niyet atfetmekten vazgeçen kişinin gözündeki perde kalkar ve gerçeği “gören” bir kimse oluverir.
Yeryüzünün şahitleri olan bizler! Şeytanın zihnimize ektiği o zehirli zan tohumları, bizi birbirimize düşürmeden önce kalbimizin topraklarını temizlemeliyiz. Unutmayalım ki, iç dünyasında kardeşini yargılayan, onu zannın karanlığına mahkûm eden bir zihin, dış dünyada Tanrı’nın aydınlığını temsil edemez. Gelin, ruhumuzu kemiren bu şüphe prangalarından kurtulmak ve kardeşimizin kalbine şeytanın fısıltısıyla değil, Tanrı’nın emrettiği o saf merhamet nazarıyla bakabilmek için uyanalım. Şimdi, içimizdeki o karanlık zanları susturarak ve birbirimize duyduğumuz o ilahi sevgiyi Rabbimizin affıyla yıkayarak O’nun sonsuz merhametine sığınalım.
Tuubu ila Allah. Tanrı’ya tövbe edelim.
2. HUTBE
Elhamdülillah Tanrı’ya övgüler sunuyoruz. Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh. Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Kardeşlerim,
Şeytanın zihnimize ektiği kötü zan tohumlarını yok etmenin yegâne yolu, kalbimizi iyi zan (hüsn-ü zan) ile donatmaktır. İyi zan, bir duyum aldığımızda veya şüpheli bir durum gördüğümüzde, kardeşimiz hakkında en güzel ihtimali düşünmek ve onu aklamaktır.
Nur Suresi ‘nde, inananların üzerine atılan iftiralar ve yayılan söylentiler karşısında sergilememiz gereken o asil duruş açıkça emredilir “(24:12) Onu işittiğiniz vakit, inanan erkeklerin ve inanan kadınların birbirleri hakkında daha iyi düşüncelere sahip olmaları ve “Bu belli ki büyük bir yalan” demeleri gerekirdi.” İşte iyi zan budur! Kardeşiniz hakkında bir şey duyduğunuzda, onu araştırmadan zihninizde mahkûm etmek yerine, ona sahip çıkmaktır.
Bu ilahi ahlak, Tanrı’nın tüm elçileriyle gönderdiği evrensel bir yasadır. Eski Ahit’te, Süleyman’ın Özdeyişleri [16:28] bölümünde kötü zannın ve dedikodunun kardeşliği nasıl yıktığı şöyle ifşa edilir: “Huysuz kişi çekişmeyi körükler, Dedikoducu can dostları ayırır.“
Aynı şekilde, Tanrı’nın İsa’ya vahyettiği İncil’in öğretilerinde, başkalarını yargılamadan önce kendi kalbimizdeki kirliliğe bakmamız emredilir. İncil’de, Matta [7:1-3]ayetlerinde İsa, insanların dış görünüşe veya zanlara göre birbirlerini mahkûm etmelerini şu muazzam sözlerle yasaklamıştır: “Yargılamayın ki yargılanmayasınız; kardeşinizin gözündeki çöpe bakmadan önce kendi gözünüzdeki merteği çıkarın.” İncil’deki bu derin öğreti, Kuran’daki Kötü zannın zerresinden kaçınınemrinin zamanları aşan yankısıdır.
Kardeşlerim, bizler sıradan bir grup değiliz, bizler Tanrı’nın mesajını yeryüzüne taşıyacak bir şahit toplumuz. Şahit toplumun gücü bireyselliğinde değil, birliğindedir. Rabbimiz bize şöyle buyuruyor (61:4) TANRI, Kendi yolunda, bir duvardaki tuğlalar gibi tek sütunda birleşmiş olarak savaşanları sever. Ancak aralarında kötü zan, fısıltı ve dedikodu olan tuğlalar asla birbirine kenetlenemez, o duvar en ufak bir sarsıntıda yıkılır gider.
Rabbimiz bizleri; zannın zerresinden dahi kaçınan, kardeşleri hakkında daima iyi düşüncelere sahip olan, şeytanın fısıltılarını Tanrı’yı anarak kovan ve yeryüzünde O’nun saf dinine ahlakıyla, İncil’in ve Kuran’ın öğrettiği o yüce sevgiyle şahitlik edip “duvardaki tuğlalar gibi” kenetlenen sadık kullarından eylesin.
Ekimus Salat. Namaz Kılalım.
Hutbe: Erdal
Son yorumlar