10.04.2026 – Cuma Hutbesi – LA İLAHE İLLA ALLAH GERÇEĞİ VE ŞİRK TUZAĞI

Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Yüceler Yücesi Tanrımıza övgüler olsun ki bizlere gerçeği öğretti ve bizler artık en önemli buyruğun ve dinin temelinin ‘’ LA İLAHE İLLA ALLAH ‘’ olduğunu ‘’tam anlamıyla’’ biliyoruz.
TANRI’dan başka tanrı yoktur.
Bu cümlenin içeriği aslında çok geniştir. Birçok insan bunu söyler ama bu temel direğin gerçekte farkında değillerdir ve hayatlarına bunu geçiremezler yani dinleri bu değildir. İnsanların çoğu inançlı olduğunu ve bir yaratıcıya inandıklarını söylerler. Bir yaratıcı vardır ve bizleri O yaratmıştır demekle LA İLAHE İLLA ALLAH demek aynı şey değildir.
Bunu daha iyi anlayabilmek için ‘’şirk’’ kavramını da çok iyi anlamamız gerekiyor kardeşlerim. Bunu da tam anlamıyla bilmeden LA İLAHE İLLA ALLAH gerçekliğini anlayamayız.
ALLAH’ a inandıklarını söyleyen müşrikler :
(10:31) De ki, “Sizin için gökten ve yerden kim rızık sağlıyor? Tüm işitme ve görmeyi kim kontrol ediyor? Ölüden diriyi ve diriden ölüyü kim çıkarıyor? Her şey kimin kontrolünde?” Onlar “TANRI” diyecekler. De ki, “O halde neden buyrukları gözetmiyorsunuz?”
Kardeşlerim ayetten apaçık görüyoruz ki ALLAH’ a iman ettiğini söyleyen, yaratıcıya inanan fakat buyrukları gözetmeyen müşrikler var. En önemli buyruk ‘’LA İLAHE İLLA ALLAH’’ gerçeğidir. Müşrikler bunu gözetmiyorlar, gözettiklerini zannediyorlar.
Sağdan yaklaşan şeytan:
Putperestliği heykellere tapmakla sınırlı tutmak şeytanın tuzaklarından biridir.
Bu sadece şirkin bir çeşididir. Putperestlik çok çeşitlidir. Bu kimi zaman kişinin kendisi –egosu-, kimi zaman çocuğu veya ailesi, kimi zaman parası, kimi zaman dini liderler, kimi zaman peygamberler, kimi zaman şefaatçiler, kimi zaman herhangi biri ya da herhangi bir şey olabilir. Kuran’da birçok ayette görüyoruz ki Mekke dönemindeki müşrikler heykellere tapmıyorlardı onların putları isimlerdi. Bu kişileri otorite – şefaatçi – kurtarıcı-yasa koyucu- dini kaynak edinmişlerdi. Tıpkı günümüzdeki gibi.
Şeytan sizin ‘’zaaflarınıza’’ göre planını yapacaktır ve size o şekilde yaklaşacaktır. Sizi ateist yapmaya çalışacak beceremezse alkol- zina gibi kötülüklere çekmeye çalışacaktır. Yine beceremezse bu sefer ‘’din’’ üstünden sizi putperestliğe sürüklemeye çalışacaktır ve ikiyüzlü olmanız için uğraşacaktır. Dünyadaki çoğunluk bu şekilde aldatılıyor ve inanan olduklarını zannediyorlar.
Dünyadaki putperestlerin çoğunluğu ‘’ Peygamber de böyle yapmıştı, bunu yaparsan daha çok sevap kazanırsın, bunca insan şimdiye kadar yanlış yapmış olamaz’’ gibi süslü sözlerle ‘’din’’ adı altında aldatılan kişilerdir.
Geçmişi hatırlayalım:
Kardeşlerim unutmayalım ki şeytan Yaratıcısının TANRI olduğunu biliyordu. İddiası ALLAH yoktur değildi. İddiası şuydu : evet TANRI vardır fakat O’nun yanında başka güçler-tanrılar da- olabilir, Benim de kendi çapımda güçlerim var, ben de bir tanrı olabilirim gibi düşünceler besliyordu. Şeytan daha sonra Adem’i kandırmaya çalışırken ALLAH yoktur diyerek kandırmadı. Allah’ın itaat edilmesi gereken bir yasasını ‘’Rabbin’’ ismini kullanarak ve bu yasayı Adem’e çiğneterek onu tuzağa düşürdü.
(7:20) Kendilerine görünmeyen bedenlerini ortaya çıkarmak için şeytan onlara fısıldadı. Dedi ki “Rabbiniz, sırf melek olmanızı ve ebedi varoluşa erişmenizi engellemek için sizi bu ağaçtan menetti.”
(7:21) Onlara yemin etti: “Size iyi tavsiyelerde bulunuyorum.”
Şeytanın tuzağı devam ediyor:
Âdem bu hatayı yaparak şeytanı dinlemiş- ilahlaştırmış- oldu ve TANRI’nın emri yerine şeytanın lafını uyguladı. Tıpkı günümüzdeki ‘’imanlı’’ olduğunu söyleyen birçok münafık insanın yaptığı gibi.
Kuranda açıkça belirtilen Yüceler Yücesi TANRI’nın emirlerine başka kitaplardan eklemeler yaptırmak ve bunları da ilahi yasalarmış gibi göstermek şeytanın Adem’e oynadığı tuzağın bir benzeridir. Günümüzde ALLAH’ a inandığını söyleyen insanların çoğu bu tuzakla avlanıyorlar.
Kuran’a itaatsizlik büyük şirk tuzağı:
Kuran kendisini detaylı, apaçık, yeterli, tastamam ve her şeyin açıklayıcısı olarak tanımlar ve bize bundan başka yasa kaynağı edinmememizi söyler. Örneğin Kuranda abdest 4 basamaklıdır. Siz buna ilave yapacak olursanız apaçık bir şekilde şeytanın süslü tuzağına düştünüz ve sizi süslü sözlerle kandırdı demektir. Tıpkı Adem’i kandırdığı gibi, hatırlayın. ‘’
Siz abdeste 5. Basamağı eklediğinizde aslında şunu demiş olursunuz: ‘’ Kuranda bu yazmıyor, Kuran detaylı değildir bizim takip ettiğimiz bu insan ürünü hadis kitapları Kuran’dan daha detaylıdır, bu kitaplar Kuranın eksiklerini tamamlıyor; biz hem Kuranı onun yanında da bu insan ürünü kitapları takip ediyoruz.’’
Bunun anlamı şudur: KURAN + insan ürünü yazılar. ALLAH + diğerleri. Bu tam olarak münafıklığın tanımıdır.
Rabbimiz bizi bu tuzaklardan korusun, bastığımız yerleri sağlamlaştırsın; bizler O’na sığınıyoruz. LA İLAHE İLLA ALLAH.
Tuubu ila Allah: Tanrı’ya tövbe edelim.
Elhamdülillah: Tanrı’ya övgüler sunuyoruz.
Eşhedü en la ilahe illa Allah, vahdehu la şerike leh: Tanrı’dan başka tanrı olmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna ve ortağının bulunmadığına tanıklık ederiz.
Kardeşlerim bu bölümde de ALLAH’tan başka bir ilah yoktur gerçekliğinin içeriğine değinelim.
- Allah’tan başka hiçbir kimsenin bir gücü olmadığını bilmektir.
- En Üst Otoritenin Yüceler Yücesi ALLAH olduğunun bilincinde olmaktır.
- Kâinatın Tek Efendisinin, Kâinatın Tek Sahibinin, herkesin ve her şeyin Sahibinin Yüceler Yücesi ALLAH olduğunu bilmektir.
- En çok Rabbi sevmektir.
- Rab için çalışmak, O’na hizmet etmek, sadece O’na kulluk etmek ve sadece O’nun buyruklarını yerine getirmektir.
- Allah’tan başka yasa-hüküm-helal haram koyucu olmadığını bilmektir.
- Kuran’ın yanına insan ürünü kitapları koymamak ve Kuran bize yeter diyerek ALLAH’ a güvenmektir.
- Yargı gününde Allah’tan başka hiç kimsenin kendisine yardım edemeyeceğini, tüm şefaatin Allah’a ait olduğunu bilmektir.
- TANRI’dan başka hiç kimsenin bir sinek dahi yaratamayacağını bilmektir.
- Tek Kurtarıcı-Koruyucu-Sığınağımızın TANRI’mız olduğunu bilmektir.
- Tüm övgülerin O’na ait olduğunu, Övgüye layık olanın yalnızca O olduğunu bilmektir.
- Gece gündüz sadece ALLAH’ı övmek ve yalnızca O’nu yüceltmektir.
- Tüm saltanatın-hükümranlığın-, tüm egemenliğin tek sahibi olanın TANRI olduğunu bilmektir.
- Tek Efendimizin- Tek Sahibimizin ALLAH olduğunu bilmektir.
- Başımıza gelen tüm iyiliklerin ALLAH’tan olduğunun bilincinde olmaktır.
- Derin saygıyı yalnızca O’na duymaktır.
- TANRI’nın en içteki düşünceleri ve tüm sırları bildiğini bilmektir.
- Aldığımız her nefesin Rabbimizin sayesinde olduğunu bilmek ve O’na her zaman minnettar olmaktır.
- Göklerdeki ve yerdeki her şeyin O’nu yücelttiğini bilmektir.
- Kendini tamamen Rabbe adamaktır.
- O’ndan başka hiç kimsenin bize ne fayda ne de zarar dokunduramayacağını bilmektir.
- Her şeyin TANRI’nın iradesiyle gerçekleştiğini bilmektir.
- Kâinatın Efendisi olan TANRI’ya tamamen teslim olmaktır.
(67:1) Tüm hükümranlığı elinde bulunduran en Yücedir ve O, Her Şeye Gücü Yetendir.
Ekimus Salat: Namaz Kılalım
Hutbe: Can
Son yorumlar