08.05.2026 – Cuma Hutbesi – Varlığımızın Amacı ve Tanrı Sevgisi

ELHAMDÜLİLLAH
(Tanrı’ya övgüler olsun)
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
(Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.)
Değerli kardeşlerim,
Bugün sizlerle birlikte ilk bölümümüzde; varlığımızın amacının ne olduğu hakkında Rabbimizin Kur’an’da belirttiği ayetler üzerinden giderek, gün içinde şeytanın unutturabileceği en önemli konumuza değineceğiz, Tanrı irade ediyorsa.
Varlığımızın amacı nedir?
Hepimiz teslimiyetten önce bu soruyu ya geçiştiriyorduk ya da farklı kaynaklardan edinilen bilgilerle zihnimizin arka planında bir köşeye atılmış durumda bırakıyorduk. Ama en merhametli olan Rabbimiz bizi o zihin kargaşasından çıkarıp çok net bir cevapla varlığımızın amacının ne olduğunu bize bildiriyor.
Varlığımızın Amacı (51:56): “Ben cinleri ve insanları, yalnızca Bana tapma amacı dışında yaratmadım.”
Bu ayette belirtilen cinlerin ve insanların tek bir amacı var: Yalnızca Tanrı’ya tapmak. Bununla birlikte üzerinde yaşamış olduğumuz dünya da bu amaca hizmet ediyor, bizi ısıtan güneş de bu amaca hizmet ediyor ya da geceleyin önümüzü görebilmemiz için az da olsa ışık sağlayan ay da bu amaca hizmet ediyor, yönümüzü bulmamız için katrilyonlarca ağırlıkta var olan yıldızlar da bu amaca hizmet ediyor, her insana verilen farklı fiziksel özellikleri olan bedenlerimiz de bu amaca hizmet ediyor.
Tanrı’nın mutlak otoritesine bağlı kalan ve bizlerin de ilk buyruğu olan “La İlahe İlla Allah” (Tanrı’dan başka tanrı yoktur) söylemini eylemsel olarak yerine getiren belirli melekler de bu amaca hizmet ediyor.
Tanrı’nın bizden bir rızık veya fayda sağlamaya ihtiyacı yoktur; O, rızıkları sağlayanın ta kendisidir. Bize bu hayatı, kimin daha iyi işler yapacağını ve kimin özgür iradesiyle Tanrı’ya teslim olacağını test etmek için vermiştir. Nitekim 67. surenin 2. ayeti bunu şöyle açıklar:
Hayatımızın Amacı (67:2): “Aranızdan kimin daha iyisini yapacağını ayırt etmek amacıyla ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, Her Şeye Kâdirdir, Bağışlayandır.”
Bu dünyadaki hayatımız geçici bir oyun veya eğlenceden ibaret değildir; buraya oyun oynamaya gelmedik. Hayatımızın asıl amacını yerine getirebilmek için ve günahımızın bedelinden kurtulabilmek için sıkı çalışmaya geldik. Kur’an, 90. surenin 4. ayetinde bu gerçeği şöyle vurgular:
(90:4): “Biz insanoğlunu (kendini günahın bedelinden kurtarması için) sıkı çalışsın diye yarattık.”
Kurtuluşumuz, Tanrı’ya karşı olan egomuzu öldürüp hayatımızın merkezine bütünüyle Tanrı’yı yerleştirmekle mümkündür kardeşlerim. İman eden bir kişi için hayatın öncelik listesinin en başında, Tanrı’nın bizim ruhumuzu arındırmak için sağlamış olduğu görevler ve sorumluluklar gelmelidir. Sabah gözümüzü açtığımızda, diğer her şeyden önce Tanrı’yı hatırlamalı ve O’nun kurtuluşumuz için verdiği bu değerli günü ruhumuzu daha da büyütmek için kullanmalıyız. Bedenimize yemek ve içmek için gösterdiğimiz çaba ve özeni, sonsuz olan gerçek olan ruhumuzun gelişimi için de göstermeliyiz.
Tuubu ila Allah: Tanrı’ya tövbe edelim.
ELHAMDÜLİLLAH
(Tanrı’ya övgüler olsun)
EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH VAHDEHU LA ŞERİKE LEH
(Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur.)
Bu bölümümüze de Tanrı’yı Sevmek başlığı ile giriş yapalım. Tanrı’yı sevmek, inancımızın en temel taşıdır ve O’na yönelmemiz için Kur’an’da pek çok derin sebep sunulur:
O Bizi Seviyor ve Kurtuluşumuzu İstiyor: Tanrı’nın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur; O’nun bizden inanmamızı ve Kur’an’ın ışığını takip etmemizi istemesinin en büyük nedeni bizi sevmesidir. Bizler asli günahımızla O’nun krallığından sürülmeyi hak etmişken ve melekler “Hepsini cehenneme at” derken, O, “Hayır, onlara bir şans daha vereceğim” diyerek bize bu dünyada yeni bir fırsat tanımıştır. Bu, Tanrı’nın bizi sevdiğinin en büyük göstergesidir.
Sahip Olduğumuz Tüm Nimetlerin Tek Kaynağı O’dur: Hayatımızdaki her güzellik, her rızık ve aldığımız her nefes Tanrı’nın bir armağanıdır. Ve bu armağanlar Tanrı’nın krallığında olunursa çok daha artacaktır. 14. sure 34. ayet bu gerçeği şöyle açıklar: “Ve O’na yalvardığınız her türlü şeyi size verir. Eğer Tanrı’nın nimetlerini saymaya kalkarsanız, onları asla kuşatamazsınız. Doğrusu, insanoğlu haddi aşandır, nankördür.”
Gerçek İnananların En Belirgin Özelliklerinden Biri En Çok Tanrı’yı Sevmeleridir: Çoğu insan, farkında olmadan başka şeyleri putlaştırıp onları Tanrı’yı sever gibi sevebilir. Bu durumu kendi çevremizde çok rahat bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Ancak gerçek inananların kalbindeki en büyük sevgi yalnızca Tanrı’yadır. 2. sure 165. ayet bunu çok net bir şekilde ortaya koyar: “Yine de bazı insanlar Tanrı’ya rakip olacak putlar oluştururlar ve onları sanki onlar Tanrı’ymış gibi severler. İnananlar ise en çok Tanrı’yı severler…”
Aynı şekilde 5. sure 54. ayette, inananları “Tanrı’nın sevdiği ve Kendisini seven insanlar” olarak tanımlar.
Tanrı’yı Sevmek; Sevilmeyi ve Bağışlanmayı Getirir:
Tanrı’yı sevdiğimizi göstermenin somut yolu, O’nun mesajına ve buyruklarına uymaktan geçer. Buna birkaç örnek vermemiz gerekirse:
[3:76] …TANRI doğru kimseleri sever.
[3:134] …TANRI hayırseverleri sever.
[3:146] …TANRI kararlı olanları sever.
[3:148] …TANRI güzel davrananları sever.
[3:159] …TANRI Kendisine güvenenleri sever.
[5:13] …TANRI iyi davrananları sever.
[5:42] …TANRI adil olanları sever.
[9:108] …TANRI kendilerini arındıranları sever.
[61:4] TANRI, Kendi yolunda, bir duvardaki tuğlalar gibi tek sütunda birleşmiş olarak savaşanları sever.
Her birimizin çalışması gereken bir konu: Tanrı, kusurlarımıza rağmen ruhumuzu arındırmamız ve krallığında ebedi mutluluğa ulaşmamız için gereken her türlü yolu bize sevgiyle sunuyor. Bize sayısız nimetler veren Rabbimizi, İsa Peygamber’in de Matta 22:37’de dediği gibi: “Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.”
VE BİZ DE TANRIMIZ RABBİ BÜTÜN YÜREĞİMİZLE, BÜTÜN CANIMIZLA VE BÜTÜN AKLIMIZLA SEVECEĞİZ.
Ekimus Salat: Namaz kılalım.
Hutbe: Mert
Son yorumlar