02.01.2026 – Cuma Hutbesi – 2026’da Peşinden Koşacağımız Tek Bir Şey Var

Elhamdülillah (Tanrı’ya övgüler olsun)
Eşhedü en la ilahe illa Allah vahdehu la şerike leh (Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur)
Kardeşlerim; bugün 2 Ocak, dün 1 Ocak’tı. Dün yeni yılın ilk, bugün ise kalan ömrümüzün ilk günü. Yeni yıla girmek; yeni alışkanlıklar edinmek için, yeni başlangıçlar yapmak için bir fırsat olarak görülür. 2026 yılına bir ömrün nasıl geçmesi gerektiği, Tanrı’nın kim olduğu, hayatı nasıl yaşamak gerektiği, öldükten sonra ne olacağı, bizim aslında kim olduğumuz gibi en önemli meseleler hakkında bilgi sahibi olarak girdik. Ve bu bilgiler, Tanrı’nın bize olan en büyük hediyelerinden.
Ömrümüzü nasıl geçireceğimizin detaylarının Kuran’da olduğunu biliyor olmamıza rağmen bazı detayları atlıyor olabiliriz. Bizim yeni yılla birlikte ömrümüzün sonuna kadar, söz konusu doğruluk olduğunda en ufak detaya dahi dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü neye vesile olursak bir pay alıyoruz ve Tanrı her şeyi, yani gerçekten her şeyi hesaba katıyor.
Sorumluluk
[4:85] Kim iyi bir işe aracılık ederse onun kredisinden bir pay alır ve kim kötü bir işe aracılık ederse ondan bir payı üzerine çeker. TANRI her şeyi kontrol eder.
Nazik Olmalısınız
[4:86] Bir selam ile selamlandığınızda daha iyi bir selamla veya en azından aynısıyla karşılık verin. TANRI her şeyi hesaba katar.
Bir imanlı sırtını yalnızca Tanrı’ya yaslamıştır ve Tanrı’dan başka hiç kimseden korkmaz. Her şeyi Tanrı’nın yaptığını bildiğinden kendisini yalnızca Tanrı’ya beğendirmek için hareket eder. Tanrı’dan başka herhangi bir şeye veya kişiye derin saygı duymaz. Nankör değildir ve yaşamın her anından keyif alarak Tanrı’ya minnettarlık duyar. Nazik, alçakgönüllü ve dengelidir. Namaz kılar ve doğruluğu savunup kötülüğe engel olur. İnsanlara kibirlice davranmaz, yeryüzünde övünerek dolaşmaz, tevazu ile yürür (31:17,18). Bir imanlı ses tonuna bile dikkat eder, sesini alçaltır ve kibirden sakınır (31:19).
Tanrı’nın verdiklerinin tadını çıkarır ve minnettarlıkla O’na şükreder. Ve o imanlı şükrettikçe Tanrı daha çok verir.
Nanköre karşı Minnettar
[14:7] Rabbiniz karara bağladı: “Bana ne kadar çok şükrederseniz, size o kadar çok veririm.” Fakat eğer nankörlüğe dönerseniz, o zaman Benim azabım şiddetlidir.
Tanrı daha çok verdikçe, daha çok minnettar olacağı ve tadını çıkaracağı nimetleri olur. Bütün bu nimetlerin tadını çıkarırken minnettarlığı katlanarak artar ve şükreder, şükrettikçe Tanrı daha da daha da çok verir.
İmanlı boş sözle karşılaştığında, onu görmezden gelir (25:72). Kendisini Tanrı’ya adamıştır ve kaybedecek vakti olmadığını bilerek kendisini günahın bedelinden kurtarmak için sıkı bir şekilde çalışır (90:4).
Bir imanlı olgun bir ruha sahiptir. Sevgi dolu, minnettar, mutlu ve başarılıdır.
Kardeşlerim böyle olmak daha iyi değil midir? Sırtını Tanrı’ya yaslamış olmanın verdiği cesaret, yalnızca Tanrı’ya bel bağlamış olmanın getirdiği özgürlük, kısacası mükemmel bir hayat.
Şimdi ve Sonsuza Dek Garanti Edilmiş Mutluluk
[16:97] Kadın veya erkek, kim iman ederek doğruluğa çalışırsa, biz kesinlikle onlara bu dünyada mutlu bir hayat bahşedeceğiz ve kesinlikle doğru işleri için onlara tam karşılıklarını (Yargı Günü’nde) vereceğiz.
Bir imanlının nasıl olduğu, hayatının nasıl gözükeceği gibi detaylar tümüyle Kuran’da yer alıyor. Biz hutbemizde bu kadarıyla yetinelim ve kalan ömrümüzde böyle birine dönüşmek ve yeni bir başlangıç yapmak için tövbe edelim.
Tuubu ila Allah
Elhamdülillah (Tanrı’ya övgüler olsun)
Eşhedü en la ilahe illa Allah vahdehu la şerike leh (Tanıklık ediyoruz ki Tanrı’dan başka tanrı yoktur, O tektir, ortağı da yoktur)
İkinci hutbemizde ise tövbe ettikten sonraki yapacağımız yeni başlangıcın temelini iyi atmak için öncelik konusuna değinmek istiyorum. Ahiretin önceliğimiz olması gerektiğini biliyoruz. Dünya hayatının geçici olduğu, asıl olanın beden değil ruh olduğu bildiğimiz bir gerçek.
[40:39] “Ey halkım! Bu ilk hayat geçici bir illüzyondur, Ahiret ise ebedi kalma yeridir.”
Şimdi okuyacağım ayeti, ayetteki “ararsa” kelimesine özel bir dikkat vererek dinlemenizi istiyorum;
Ölüm Vakti Önceden Belirlenmiştir
(3:145) Hiç kimse TANRI’nın izni olmadan, önceden belirlenmiş bir vakit dışında ölmez. Kim bu dünyanın gösterişlerini ararsa ona ondan veririz ve kim Ahiretin ödüllerini ararsa onu orada nimetlendiririz. Biz minnettar olanları ödüllendiririz.
Ayetin İngilizcesindeki ifade “seek” ifadesi. Ve bu kelimenin “aramak” şeklinde çevrilmesi gayet makul. Yine de daha iyi anlamak için bu ifadeyi “aramak, peşinden gitmek, peşinden koşmak, uğruna yollara düşmek” gibi düşünebiliriz.
Hikâye anlatıcılığında aşkı için çöllere düşen, davası için yollara düşen, bir hazinenin peşinden koşarak türlü türlü maceralara giren ve hiçbir zaman hedefine ulaşmaktan vazgeçmeyen karakterler sıklıkla anlatılır. Tanrı’nın bize öğrettiği şudur: “Ahiretin ödüllerinin, ebedi yaşamın, Tanrı’nın hoşnutluğunun ve onayının peşine düşmelisiniz.”
Zihni sürekli zengin olmakla meşgul olan birisi dünyevi zenginliğin peşinden koşuyor demektir. Zihni sürekli Tanrı’nın kim olduğuyla, nasıl daha doğru biri olabileceğiyle, Yargı Günü’nün dehşetiyle meşgul birisi ise Tanrı’nın onayının peşinden koşuyor demektir. Ve insan tek bir yönde koşabilir, eğer o yönde gidiyorsan o yönde gidiyorsundur. Elbette ki bu örnek sadece maddi zenginlik için değil; iyi bir aile hayatı, iyi bir eğitim, iyi bir kariyer ve diğer her şey için geçerlidir. Şimdi bu perspektifle ayeti tekrar okuyalım;
(3:145) Hiç kimse TANRI’nın izni olmadan, önceden belirlenmiş bir vakit dışında ölmez. Kim bu dünyanın gösterişlerini ararsa ona ondan veririz ve kim Ahiretin ödüllerini ararsa onu orada nimetlendiririz. Biz minnettar olanları ödüllendiririz.
Ve bu tür bir çöllere düşme durumu tek kelimeyle “adanmak” olarak ifade edilebilir. Nitekim Kuran bize sadece mutlak bir şekilde adanmış olanların kurtarılacağını öğretir.
[37:40] Sadece, mutlak bir şekilde yalnızca O’na adanmış olan TANRI kulları (kurtarılacaktır).
Ve Kuran’da her türlü örnek verilmiş olduğundan (39:27), adanmışlığın bir örneği de güneş üzerinden verilir.
[7:54] (…) Gece, onu aralıksız olarak kovalayan gündüzü bürüyüp örter ve Güneş, Ay ve yıldızlar O’nun emri ile hizmet etmeye adanmışlardır. (…)
Güneş hizmet etmeye adanmıştır. Güneş dünyaya ısı ve ışık yaymakla emrolunmuştur. Güneş işini öyle iyi yapıyor ki güneş denildiğinde aklımıza iki şey geliyor; ısı ve ışık. Çünkü Güneş çok iyi bir teslim olan, Tanrı’nın emrini adanmış bir kul olarak, adanmış bir kul gibi yerine getiriyor. Artık bununla özdeşleşmiş durumda ve bize de örnek olarak veriliyor.
Biz de güneş örneğini ve ilk hutbemizdeki imanlı özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda nasıl biri olmamız gerektiğini anlıyoruz. Bizler, “Tanrı’nın onayının peşinden koşan, derdi ve davası Allah’ın sevdiği bir kul olmak olan, yalnızca O’na adanmış biri” olmakla özdeşleşmeliyiz. İbrahim’in ettiği bir duayı da hatırlamakta fayda var;
[26:84] “Benim gelecek nesiller için teşkil ettiğim örneklik iyi bir örneklik olsun.
Umarım kalan ömrümüzün herhangi bir anında kendimizi, Tanrı’nın onayının peşinde koşar halde buluruz. Sürekli ve kararlı bir şekilde yalnızca O’na adanmış halde Rabbimizin onayı peşinden gitmeyi, hedefine kilitlenmiş ve bu hedefi için sıkı çalışan ruhlar olmayı hepimiz adına diliyorum.
Namaz kılalım
Ekimus Salat
Hutbe: Kerem
Son yorumlar